Sır
Bir kez sevdim, kalbim kendine mezar oldu Dünya bütün aşklara isim koysun, destan yazsın; Benim sevdam isimsiz kalsın. Bilene dua, bilmeyene suskunluk olsun. Ve sen... Sol yanımda, zamana bile emanet edemediğim tek sır olarak kal.
Gönlüm düştü sevdiğimin kirpik uçlarına, Bilemedim, inandım kışın ayazında yaz baharına... Halim nicedir etmez oldun sual. Bir nefeslik intihar meylimde yatar şu garip sevdam. 🍂 Tt
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ne çıkar yanımda olmasan, gönlüm senden ibaret değil mi? uzaktan sevmek zor demişsin, etme sevdam! görmeden sevmek ibadet değil mi?
Şiir
Portreni çizerken
Beklerken durup düşündüm, fani kalbimin asıl muradı, asıl istediği neydi diye; tek tek listeledim ve satırların sonunda yine senin temiz silüetini çıkardım karşıma. Anladım ki burası, yani bu sanal dehliz, hakikatin nefes aldığı bir yer değil; sadece zihnimizde yankılanan boş tahayyüllerden ibaret, adeta hayali resimler çiziyoruz burada. Ben de senin resmini çizdim zihnimde; lakin her fırça darbesinde görüntü daha da bulanıklaşıyordu, sanki içine bir sürü yabancı sen katılmış, katışıklı ve tahrif olmuş bir sureti seyrediyordum sensizliğin kimsesiz tuvalinde. Dışarıda sana benzer, senin şiarını taşıyan insanlar gördüm ama hiçbirinde seni bulamadım; zira sen Kur’an kokuyordun, Kur’an’ın o vakârını taşıyordun. Güya Kur’an hamili olanları gördüm, hadis alimlerini, hafızları gördüm; lakin kalplerine emanet edilen muazzam nuru amellierini bilmem ama dillerine taşıyamıyorlardı, taşıp dökülüyorlardı. Nice sineler müşahede ettim, iç dünyalarında, yüzlerinde bize gösterdikleri takva maskesinden zerre kadar eser yoktu. Seni göremedim; sadece senin silüetine bürünmüş ama senin ruhundan fersah fersah uzak, kalabalıklarla karşılaştım. Şimdi yine bekliyorum ama içimde tarifi imkansız bir korku var; çünkü bu yüzler yalan söylüyor, sahte ve laubali ruhlarıyla senin o temiz silüetini kirletiyorlar. Bekliyorum ama korkuyorum; senin duru tuvalini başka kirli fırçaların lekelediğini çok geç anlıyorum. O fırçaların tuvale dokunmasına müsaade edişim, sırf onları sen sandığımdan, seni bulduğumu zannettiğimdendi; oysa sahte fırçaların vurduğu her bir darbede senden, senin hakikatinden daha da uzaklaşıyorum. Nihayetinde yabancı fırçalara küstüm ve artık önüme gelen herkese fırça atıyorum. Eskiden öfkem sadece davam içindi, şimdi sevdam için de davam için de öfkeliydim; lakin bu
Ne sarayda ne handa Bir zalim ocağında sevdam ağlıyor
Gökyüzü Bile Seni Unutturamıyor
Bulutların üzerine çıktığımda, dünyadaki her şeyi geride bırakabileceğimi sanmıştım. Motorun sesi, altımdaki sonsuz yeryüzü ve yüzüme vuran bu kızıl gün batımı... Ama yukarıda, gökyüzünün en uçsuz bucaksız noktasında bile kaçamadığım tek bir şey var: Sonsuz özlemin. Yollarımız ayrılmış olsa da, kokpitin o dar camından dışarıya, bu muazzam manzaraya her baktığımda yanımda yalnızca senin eksikliğini hissediyorum. Tıpkı gökyüzünü şahit kıldığım sen gibi; ellerimde uçtuğum rotanın haritaları değil, senin o hiç eskimeyen, içimi ısıtan fotoğrafın var. Güneş her batışında gökyüzünü senin saçlarının rengine boyuyor sanki. Ben yerle gök arasında mekik dokuyan bir pilot olabilirim sevgilim, ama benim asıl rotam her zaman sendin. Şimdi kilometrelerce yukarıda, güneşe en yakın yerde, kalbimin derinliklerinde hala seni taşıyorum. Biz ayrılsak da, bu gökyüzü şahidim olsun ki; sen benim ulaştığım en yüksek irtifa, asla unutamayacağım en güzel manzaram olarak kalacaksın. Dinle sevdam youtu.be/Ae7iePAUV14?si=...
Alıntı