Nedir töresi sevdanın bilmem? ilk kez sevdalanıyorum çünkü. Lâkin yüreğimin gizini olduğu gibi aşikâr etmek isterim. Dilerim ki sevdam kadar sözüm de doğru ve temiz olsun. Sana sevdalandım Muradhan. Günlerce gözüm uyku tutmadı, söz tut­madı dudaklarım. Yaptığım her işe hayal bulaştı, düş bulaştı. Çoğu kez anlamadım hayalde miyim? düşte miyim? Toprağa düşen ilk tohum gibi, sabi bedenime düşen ilk sevda bu. Yüreği­min ilk cemresi. Bu yüzden ne töresini bilirim sevdanın, ne de hukukunu. Bildiğim sevdamın kendisidir. Bedenim içinde ikinci bir can gibi kımıldanıp durur. Lâkin bilemem sevdam sana mı­dır? suretine mi? Belki de her ikisi de tutar birbirini etle tırnak gibi.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yazgı neyse, insan da o kadardı işte.
Ben bir seyyahım ... Kimi zaman bir kuş gibi uçtum, dağları, tepeleri, uçsuz bucaksız nehirleri geçtim bir solukta. Bir katır gibi, iz bilmez, kuş konmaz sarp kayalıkları aştım. İnsan ayağı değmemiş kartal yuvalarının dibinden geçtim. Bir deve misali yayan yapıldak, ekmeksiz aşsız çölleri aşındırdım. Kimi zaman rüzgarla arkadaş oldum, sırlarımı fısıldadım en kuytu köşelerde. İçimi döktüm gizliden gizliye ... Yare söylenecek sözlerimi söyleyemedim. Çoğunu, bir bulutun sırtına yükleyip, öpüp mühürledikten sonra emanet ettim bir kuşun kanadına; belki bir bad-ı sabada(seher yeli) ulaşır diye. Yağmurlara tutundum bazen. Sabahın seherinde yollara revan oldum. Çimenlerin üzerindeki taze gözyaşlarına şahitlik ettim. Akşamları dost belledim kendime. Yalnızlığıma gömülüp, gecenin içine, bir dua yakarışıyla sığınıverdim usul usul. Ne yolum bitti ne de benim yolda olma sevdam...Ne hazindir ki, bu uğursuz çağın tanığı olmak bedbahtlığı da benim payıma düştü. Oysa seyyahlığın kaderinde güzele şahit olmak, enfes şekilde tezyin edilmiş yeryüzünü temaşa etmek, heybeni hoş latifelerle doldurmak, bilgine yenilerini katmak, dimağını canlandırmak ve tazelemek vardı. Ama olmadı işte ... Yazgı neyse, insan da o kadardı işte.
Sayfa 203 - Yeditepe Yayınevi.
Philipp Mainländer
Soyumu boyumu babamdan aldım, Yaşamdaki ağırbaşlı tavrımı da; Neşeli yaradılışım ise anamdan, Bir de masal anlatma sevdam. Büyük babam en güzel kızları büyülerdi, Bazen o ruh canlanır bende de; Büyük anam altın ve mücevher biriktirirdi, Bazen o tutku ele geçirir beni de. Böyle unsurlar iç içe geçmiştir işte Her bir bireyin kendisinde. Peki nedir öyleyse bende, ya da bana ait olan, Özgün diye adlandırılabilecek olan? Goethe
Felsefe
Ama doğaya da Tanrı'ya da, milyarla yaşayan, milyarlarca ölen insanoğullarına göre de bu şimdiki yaşantım, sevdam da imkansız.
Sayfa 173·Kitabı okudu
Hayat nedir, nedir ki anne? Bir oyun, bir masal değil mi? Bak, kırıldı oyuncaklarım... Ömrüm gitti, Sevdam bitti... İnan, ben hiç büyümedim ki."
Sayfa 89·Kitabı okudu
Alıntı