Bihter, kocasına hıyanet etmek maksadıyla evlenmişti, öyle mi? Bunu yapmayacaktı, bir Firdevs Hanım’a benzemeyecekti. (…) Evet, asla Firdevs Hanım’a benzemeyecekti, işte yemin ediyordu.
O gelecek kadından her şeyi, hele babasını, Bülent'i, daha sonra Beşir'i, bütün ev halkını, evi, eşyayı, hatta kendisini kıskanıyordu; bu sevilmiş şeylerin içine girmekle o kadın bunları çalacak, elinden alacak; evet, nasıl, peki tahlil edemiyor, açıklıkla düşünemiyor fakat ruhu hissediyordu ki o geldikten sonra kendisi şimdiye kadar sevdiklerini artık sevemeyecekti.
Ne zaman yorgun hissetsem, işlerim başımı aşsa elime bir Hüseyin Rahmi kitabı alıyorum. O beni günün koşuşturmasından uzaklaştırıp masal diyarlarına götürüyor.
Hazan Bülbülü’nü okumaya da bu sebeple başladım. Kısacık bir kitap beni yine eski zaman İstanbul’una, konak hayatına götürdü.
Kitabın konusundan bahsedecek olursak, ana karakterimiz olan Refi Bey; zengin, yaşlı ve hasta bir adamdır. Evinde 3 hizmetçi kadın olan Anika, Selime ve Ayşe Kadın ile birlikte yaşamaktadır. Bir gün evine bir kılavuz kadın gelir ve Şahende isminde genç bir kızdan bahseder. Refi Bey, Şahende Hanım’ı gençlik aşkına benzetir ve hemen evlenmek istediğini söyler. Ardından Refi Bey’in kızı Naime Hanım ve damadı İrfan Bey de gelir ve işler karışmaya başlar.
Türk Edebiyatı’nın bana kalırsa en kıymetli yazarı olan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın tüm eserlerini büyük bir keyifle okuyorum. Bu kitapta da özellikle evin hizmetçileri olan Selime, Anika ve Ayşe Kadın’ın diyaloglarını okurken çok güldüm. Bu tiyatro tarzında yazılmış kısacık eseri herkese tavsiye ederim.
Hazan BülbülüHüseyin Rahmi Gürpınar