Erdemlikte en yüce olmalısın ki,peşin hükümle seni aşağı görmeye gelen kendi aşağılığını görsün.Müslüman,İslam’ı öyle sağ ve diri,canlı yaşa ki seni öldürmeye gelen sende dirilsin!
Kitaba başlamadan önce hakkında “Jane’in kendi ayakları üzerinde durma hikayesi” vurgulu yorumlar okuduğum için beklentilerim çok farklıydı.Kitabın sonunda büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.Kafamdaki içerik,Jane’in gerçek bir misyon edinmesi kendine ve çevresindekilere yararlı büyük işlere girmesiydi.Son ana kadar bekledim ve konfor alanına geri dönüş hikayesini okudum.Ekonomik özgürlüğünü elde etmesi bile kaderin cilvesine,tesadüfe bağlanmış ve herhangi bir çaba ürünü değil.
Yazarın betimleme ve ifade yüzü muhteşem.Uzun uzun tasvirlere rağmen akıcı.Fakat etkileyici bir hikaye olmadığını düşünüyorum,merak ediyordum okumasam da olurmuş kitabı oldu benim için.
Konusunun inanılmaz ilgimi çekmesi ve Martin Eden hayranlığım üzerine başladığım kitap.Darrell Standing,hapishane hücresinde maruz kaldığı işkencelerden ve bedensel acıdan kurtulabilmek için ruhunu bedeninden ayırmanın bir yolunu buluyor.
Bu astral yolculuk esnasında yaşadığı yaşantıların uzun uzadıya anlatıldığı kısımlarda biraz sıkılmadım desem yalan olur.İçlerinde keyifli olanlar,tarihi olaylardan alıntılananlar olduğu gibi sıkılarak okuduklarım da oldu.Bunun yanında bedenin ve maddenin bir yanılsama olduğu,bütün kısıtlamalara rağmen ruhun asla kısıtlanamayacağı ve ebedi olduğu mesajı çok etkileyiciydi.Sonlara doğru da kadın varlığı ve kadın aşkının var olan her şeyden daha büyük oluşu,savaşçının aşık olmadan savaşamayacağı,ruhun yükselişinin başlangıcının aşk oluşuna değindiği kısımlar beklenmedik ama çok güzeldi.Su gibi akıp giden bir kitaptı diyemeyeceğim ama bittiğinde tatmin ediciliği yüksek,alışılmışın dışında bir konu ve tabii ki Jack London kalemi.