Yüce dağ başında üzüm kol atmış Sevdiğim saçını yana taratmış İkimizi bir meyvanın dalında Seni tatlı beni acı yaratmış Pınar olsam ırmaklara karışsam Çeşme olsam ayağına erişsem Eğer benim ile kavlin yok dersen Öldür billah yar seninle konuşmam Eğer benim ile kavlin yok dersen Öldür billah yar seninle konuşmam Sevdiğim tarlaya ektim bir nohut Ölüyom derdinden bir kuran okut Eğer gurbet elde ölür kalırsam Bazen mezarıma gel vakit vakit Eğer gurbet elde ölür kalırsam Bazen mezarıma gel vakit vakit
Türkülerim
Hayatımda en sevdiğim şey teşekkür etmek. Ve ben bu ahlaki yapıyı hadis ile öğrenmiştim. Deniyor ki insana teşekkür etmeyen, Allah'a teşekkürü eksiktir. Vaysss 😍🎉🌸
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kadir İnanır'ın ardından çok şey yazılabilir, çok şey konuşulabilir, ki o, şüphesiz bu ülkenin dev isimlerinden birisiydi... Bizim ülkemiz Yeşilçamı ve Yeşilçamdakileri çok sevdi... Hatta, Yeşilçam bitmiş olmasına rağmen, sevilmekten, değer görmekten geri kalmadı... Ben de iflah olmaz bir Yeşilçam tutkunuyum ve o dünyanın içerisinde yer alan herşeyi, herkesi çok önemsiyorum ve çok seviyorum... Kadir İnanır, bu mecrada hep zirvede oldu... O, Yeşiçam'ın bir devi olarak hep değer gördü... O, sadece bir aktör olarak yerinde durmadı, siyasi bir duruşta sergileyerek zaman zaman ülke gündeminde bu anlamda da yer aldı... Siyasi çıkışlarıyla bazen bir kesimi, bazen başka bir kesimi karşısına aldı... Tercihleriyle hayran kitlesini üzdüğü söylendi, sosyal medyada hakkında hakarete varacak nitelikte yazanlar oldu, kızanlar oldu... Siyasi olarak durduğu yerler benimde hiç gitmedi, beni de üzdü belki ama, ben onu "Yeşilçam'ın dev aktörü Kadir İnanır" olarak sevdiğim için öteki yanıyla hiç karıştırmadım... Siyasi duruşunu ve bulunduğu yeri beğenmedim ama filmlerini, sanatını, oyunculuğunu, karizmasını çok sevdim... Çünkü o, Yeşilçam'ın Kadir İnanır'ı idi... Çocukluğumuzdan başlayıp, yakın yıllarımıza kadar, onca anılar, hatıralar bırakmış, bize unutulmaz anlar yaşatmış bir isimdi... Sadece bu da değil, o ve onun dönemindeki hepsi, bize koskoca bir geçmişi anımsatan bir sembol olmuşlardır... Bir zamanlar yaşadığımız yerleri... Bir zamanlar birlikte yaşadığımız insanları... Bir zamanları... Onun gibi olmak istedik hep... Onun gibi sert, onun gibi racon kesebilen, onun gibi karizmatik, onun gibi yakışıklı... Saçlarımız onun gibi olsun istedik, bıyıklarımız, onun gibi, durşumuz onun gibi... "Kadir İnanır bakışı" diye bir tabir vardır ya, işte öyle bakabilmeyi
996
fonda en sevdiğim şarkı arabanın camına vuran yağmurun sesine eşlik ediyor köşede simit satan bir çocuk dudağında tebessüm hangi duyguya dair kestiremiyorum yavaşça sürüyorum arabayı camını indirerek ver diyorum hepsini ver bir de gülüşünü lütfen çıtır çıtır camekanlı sandığının hafifliği ile ilerliyor gülüşü ne onunla ne benimle öyle orada donup kalıyor Cevahir Sevil 27.6.2026
Gerçeklerde biraz (: Yok kendime dahi torpil yok.
Yaşarken olenler, olmüşken yaşayanlar, oldüğü için ölenler... Hayatımda sevdiğim tek tük insan vardı. Toprağa dönüştüler. Şerefsize dönüşenlere bir şey olmadı. Ya yaşarlarken ya da olmüşlerken kaybettim. Sevdiklerim olarak kaybettim ama asıl kaybeden o yaşayanlardı ama oldükleri için umrumda değiller ve o yüzden kayıp ya da kazanç olayına bile değinmiyorum. Daha küçük acılarda omurgasını yamultanları affetmeyeceğim. Onlar da kendini affetmesin. Ya da pek bir şeye maruz kalmadan çok şeye maruz bırakanları. Hayatın zorlaştırıcılığında rol oynayan herkes suçlu. Ve affetmiyorum. Bugün affetmeyen tarafındayım. Büyük oldukları için hürmet beklerken büyük gibi davranmayanlara ise öfkem de var. Yaşınız aşağılık oluşunuzu örtememiş. İğrenç oluşunuzu kapatmamış ne saygısı? Beni ölünce beni yiyecek olan kurtçuklara dahi saygıyla yaklaşırken onlar bir kurtçuk seviyesinde bile değil. Ne saygısı cidden? Acizlik ve pştluk saygı duyma algıma girmiyor. İnsan o yaşına kadar hiç mi kendini sorgulamaz, hiç mi kendini adam etmeye çalışmaz, hiç mi bir şeyleri düzeltmeyi düşünmez? B.k yemeye başlayıp nefeslenmeye dahi fırsat bırakmamışlar. B.k havuzu olup yaşlarından ötürü, sadece yaşlarından ötürü böbürlenerek yürüyorlar. Büyümek gerçekten saygıya baksaydı çoğu insan Dünyaya geldiği ilk andaki haliyle kalırdı. Bu senin emeğinle ya da çabanla hak etmiş olduğun bir şey değil. Ne saygısı? Benden fazlaca gün yaşamışsın. Ona rağmen bir halta yaramamış. Ne saygısı? Saygıya da basit gözüyle bakıyorsunuz: Yaşla sınırlandırılması ya da yaşın içinde olması basitliğini gösteriyor. Ezberden bozma hiçbir şeye saygım yok. Ağlayarak amel defterlerine yazabilirler. Layıkıyla olamamış olduğunuz hiçbir şeye saygı duymam ben. Mesafeden ikinci çoğulla konuşurum, saygıdan değil. Siz de aslında hak etmediğinizi
Duygu ve Düşünce
İyi başlasam bile olümle bitti (+18)
2 günde ne olmuşsa biraz son nefesimi veriyor gibi hissettim. Ruhum bedenimden çıkmış da boşluğa düşmüşüm, kilitlenmişim, robotik hareket ederken aslında nefes alış verişimde bile gayret göstermem gerekecek kadar tükenmiştim. Bu neyin dalgasıydı ve nasıl bir anda olmuştu bilmiyorum ama bekledim. İçimde ya bir şeyler olüyordu ya da olenler çözülüyordu. Olenlerin cenazesinin kaldırılması izinden geçiyordu. İzin verdim işte. Yaşamadığım ya da farkında olmadan biriktirdiğim bir şeyler varmış demek ki. Bu süreçte biraz agresif ve aşırı sessizdim. Akşam yemeği dışında kalabalığa o kadar katılmadım. Kendimle baş başa kalıp içimin derdini anlamam ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. İştahım da kapanmıştı. Kahve bile içmemiştim o derece. Ve demek ki o kadar ağır bir şeydi. Tuhaftı. Sanırım ilk kez buna doğru düzgün bir sebep bile bulamadım. Ama büyümem için tabi ki deri değiştirmem gerekiyordu. Bunun yüreğimin oluyor gibi hissettirişi belki o izinlere geç kalmamdandı. Bize artık baya küçük gelmiş tişörtün verdiği o rahatsızlık, sıkıştırma, boğma ve artık soymak mümkün değil, kurtulmak için kesip atman gerekirdi ya o tarz bir şey oldu. Geç kalınmışlık olmasa acısı da olmazdı. O her neyse bilmediğim için üzülürken geç de olsa daha da geç olmamış olduğu ve olduğu için sevindim tabi ki. Sanki öğlen matın üstünde "Hazırım ya, olmeye hazırım artık. Geleceksen gel. Ne bu, yorgun ve halsizim. Yüreğim okyanusa atılan bir kaya gibi acı çekiyor ama içim rahat. Bu sefer olacak mı, olsunnn. Bitmeden başlamaz, ölmeden doğulmaz. Bedenim mi olecek yoksa benliğim mi?" diye mayışmış halde düşünüyordum. Ve zaman o kadar yavaş aktı ki, saati 5-6 sanarken daha 2 imiş. Son gücümü temizlik perilerine vermiştim. Ne yapayım yaşam alanımın düzenli ve temiz olmasını seviyorum. Olümde dahi düzen ve bütünlük
Hayata Dair