Okuduğum ilk şiir kitabıydı. Aynı zamanda en iyi akan şiir kitabıydı. Bir sürü duyguyu aynı anda hissedebiliyorsunuz bu kitabı okurken. Kısacık şiirlerinde bile onlarca his var. Şiirleri seven biri olarak çok beğenmiştim. Öneriyorum
LaviniaÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 202229,6bin okunma
Vay canına... Ben ne okudum böyle?
Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir kitap olmamıştı. Bir dakika bile elimden bırakamadım. Her bölümde "Tamam, artık her şeyi çözdüm." dedim ama yazar beni her seferinde ters köşe yaptı. Finalini asla tahmin edemedim!
Üstelik sadece olay örgüsü değil, karakterlerin derinliği ve psikolojik çözümlemeleri de inanılmazdı. Sayfalar ilerledikçe kime güveneceğimi şaşırdım. İçindeki birçok cümlenin altını çizmek istedim; bazı satırlar uzun süre aklımdan çıkmayacak kadar etkileyiciydi.
Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki, görünen hiçbir şey aslında göründüğü gibi değil. Her ayrıntının bir anlamı varmış ve bunu finalde fark etmek gerçekten müthişti.
Gerilim ve psikolojik gizem seven herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Benim için uzun süre etkisinden çıkamayacağım, unutulmaz bir okuma deneyimi oldu.
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026158 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Benim çok severek okuduğum serinin üçüncü kitabı Kalbe Düşüş kitabını okuyana kadar favorim Doğru Hamleydi artık net olarak Kalbe Düşüş.Büyük konuşmak istemiyorum de 2026 en sevdiğim romantik kitaplardan net ilk üçte belkide birinci sırada olacak.
Kai benim bugüne kadar okuduğum en güzel bekar baba oğlu için mesleğinden dahi vazgeçmeyi düşünüyor. Çünkü ona yetemediğini düşünüyor. Hayatını sadece oğluna göre yaşan bir adam Kai. Max o kadar güzel seviyor ki. Miller de , babasına layık olmaya çalışıyor. Hayatı boyunca en iyi ben olmalıyım diye düşünüyor bunun da bir nedeni var tabi. Babası onun için kariyerinden vazgeçtiği için kendisinin ona layık olması gerektiğini düşünüyor. Ama Monty ne ondan bunu bekliyor ne de istiyor. Kai benim okuduğum en iyi bekar baba. Üstüne çıkan biri olacağını da sanmıyorum. Max’e bayıldım. Ama ona birkaç yer de üzülsem de onu o kadar güzel seven bir babası, amcası ve Milleri var. (Babasının arkadaşları da ona bayılıyor.)Kai, Miller’i o kadar güzel seviyor ki. Miller için mutfak eşyaları alıyor ( ben o sahneler de kalbimi bıraktım.)
Miller’i aşık olduğunu anlasa bile yanında kalması için kal diyemiyor. Çünkü Miller’in hayallerin önüne geçmek istemiyor.
Ama Miller eğer dönersen seni ben her şekilde beklerim diyor.
Hatta benim kitapta en sevdiğim alıntı
“Miller. Eğer bir gün kaçmaktan vazgeçip bir yuva kurmaya karar verirsen lütfen benimle kur.” diyor.
Spor romantizmi, bekar baba, bakıcı troplarını seviyorsanız net öneririm. Ki ben seriyi komple okumanızı öneririm
Güzel bir seriydi. Son kitabındaki karmaşalar bazen yorsada sevdiğim bir seri oldu. 6. Kitapta aksiyon tavan! Ateş gibi seven birini anca kitaplarda görürüz zaten ben diyim
Mukaddes ilk bakışta bir aşk hikâyesi anlatıyormuş gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe bunun çok daha derin bir anlatı olduğunu fark ediyorsunuz. Yazar, aşkı yalnızca iki insan arasındaki duygusal bağ olarak ele almıyor; sevginin insanı nasıl değiştirdiğini, olgunlaştırdığını ve bazen sessizce yeniden inşa ettiğini anlatıyor.
Romanın merkezinde Şerif ve Mukaddes var. Fakat asıl mesele onların birbirlerini sevmesi değil; o sevginin onları nasıl dönüştürdüğü... Güven, fedakârlık, sabır ve insanın kendi vicdanıyla hesaplaşması satır aralarında öylesine doğal işlenmiş ki, okurken kendinizi olayların değil, karakterlerin ruhunda dolaşırken buluyorsunuz.
Adil Yakubov'un kaleminde beni en çok etkileyen şey ise gösterişten uzak anlatımı oldu. Büyük cümlelere, yapay dramatik sahnelere ihtiyaç duymadan okurun kalbine dokunmayı başarıyor. Karakterler kusursuz insanlar değil; tıpkı hayatın içinden çıkıp gelmiş gibiler. Belki de bu yüzden yaşadıkları her duygu inandırıcı, her kırgınlık tanıdık geliyor.
Mukaddes karakteri ise romanın en güçlü yanı. O, yalnızca sevilen bir kadın değil; onuru, vakarı ve yaşadığı zorluklar karşısındaki sessiz direnciyle hafızada yer eden bir karakter. Şerif'in değişimi de onun varlığıyla anlam kazanıyor. Böylece roman, tek taraflı bir aşk hikâyesi olmaktan çıkıp, birbirini büyüten iki insanın yolculuğuna dönüşüyor.
Romanın bir başka dikkat çekici yönü de Sovyet dönemi Özbek toplumunu arka planda başarıyla hissettirmesi. Gelenekler, aile bağları ve toplumun birey üzerindeki etkisi, hikâyenin içine ustalıkla işlenmiş. Yazar bunları göze sokmadan, anlatının doğal bir parçası hâline getiriyor.
Kısacık bir roman olmasına rağmen taşıdığı duygu son derece büyük. Sayfa sayısı az ama etkisi uzun sürüyor. Kitabı kapattığınızda yalnızca Şerif ile Mukaddes'i
Ayaşlı İbrahim bir apartmanın 9 odalı bir katını kiralayarak her odasını tek tek kiraya vermektedir.Bir gün odanın birini (kitabın anlatıcısı olan) bir banka memuru tutar.Dokuz oda dokuz farklı kişi dedikoducu hizmetçi Halide,şoför Fuat cilveli karısı Faika (Ayaşlının üvey kızı)eski konsolos Şefik Bey,fabrikatör olduğunu söyleyen İskender Bey,şımarık ve huysuz çocukları olan Abdülkerim Bey ve eşi İffet Hanım,kumar oynamayı seven ve oynatan Turan Hanım, mübadele zamanından beri kaybettiği mallarının peşine düşen Hasan Bey kiracıların bir kısmıdır.Bu insanların yaşamından kesitler sunulur.Dönemin evlilikleri, aşkları,ahlak kuralları,kadınların toplumdaki yerleri,borç,kumar,hastalık, cinayet,uygunsuz beraberlikler,kaos, karakterlerin ruhsal durumları,düşünceleri herşey var.Çok fazla karakter olduğu için bazen bu kimdi diyebiliyorsunuz oldukça rahat okunan, yormayan bir kitap