ama yine de hiç kimse ona yardım etmiyor ve tek başına kaldığında, ahenksiz sesler çıkaran sararmış tuşlara dökülen gözyaşlarını sildiğini hiç kimse görmüyordu.
uzun ve sessiz günler geçirse bile kendini ne yalnız ne de avare hissediyordu; çünkü küçük dünyası hayali arkadaşlarla doluydu ve doğası gereği arı gibi çalışkandı.
jo’nun arzusu, mükemmel bir şeyler yapmaktı. bunun ne olacağı konusunda henüz bir fikri yoktu, bunu zaman gösterecekti; ama o esnada en büyük sıkıntısı, istediği kadar okuyamamak, koşamamak ya da ata binememekti.