Göğ gözüm, kuş beynim ve kavgadaki toyluğum Galyalı atalarımdan kaldı bana. Onlarınki kadar barbarca buluyorum kılığımı. Ama saçlarımı yağlamıyorum.
Çağlarının en ahmak hayvan yüzücüleri ve ot
Sevgili Günlük,
"mineB mimsi noraA." On üç yaşındaki sıradan biri için bu kelimeler tamamen normal görünebilir ama benim gözlerim bunu "Benim ismim Aaron" olarak görüyor. Her zaman tersten okuyabiliyor ve herkesin bunu yapabildiğini sanıyordum. Tersten heceleyebiliyordum mesela. "Kedi" kelimesi benim bakış açımla "idek" olarak da okunabilirdi ama aradaki farkı anlayamazdım. Sınav kâğıtlarım hep kırmızı işaretlerle dolu olurdu. Aptal mıydım yoksa tembel mi?
Kendimi aptal ve tamamen dışlanmış hissediyordum.
Beşinci sınıftayken, o zamanki öğretmenim tüm sınıfın önünde bana tembel derdi. Zırt pırt beni seçer, bütün sınıfın önünde bir şeyler okutmaya çalışırdı. Okumayı ya da hecelemeyi de bilmediğimi çok iyi biliyordu ve okumak zorunda kaldığımda da bunu çok yavaş yapmam gerekiyordu. Herkes bana güler ve aptal olduğumu söylerdi. Okuldan nefret ediyordum. O zamandan beri hiç yüksek sesle okuyamadım çünkü insanların bana gülmesinden ve aptal demesinden korkuyorum.
Sorunumun ne olduğunu anladım. Bende disleksi, yani öğrenme güçlüğü var. Beynim bir şeyleri farklı algıladığı için kelimeleri başkalarının gördüğü gibi göremiyorum. Annem okul konusunda ne kadar üzüldüğümü bildiği için dileksik çocukların gittiği bir okul buldu. Sonunda kendim gibi çocuklarla bir araya gelince aslında o kadar da farklı olmadığımı anladım. Bu okul bana çok şey kattı, nasıl okuyacağımı ve okurken nasıl not alacağımı öğrettiler. Uzun kelimeleri okumayı, matematik problemlerini çözmeyi öğrendim.
Heyecanlıydım çünkü sonunda bir şeyleri anhıyor ve öğrenebiliyordum. Okuyabiliyordum ama dileksik yöntemle.