Ah Justine…
“Ona nemfoman demek ya da onu Freud’la açıklamaya kalkmak, sevgili dostum, onu o yapan şeyi yok etmek olur. O, bütün töredışı insanlar gibi, tanrıçalık sınırında dolaşan birisi. Bizim dünyamız dünya olsaydı onu barındıracak tapınakları olurdu.”
Durrell,bu kitabında, sıradan ve basit kurgu kitapların çok dışında bir eserle hayatımıza giriş yapıyor. İskenderiye’nin köhne sokaklarını, acımasızlığını, sapkınlığını ve kokusunun insanın üzerine sirayet edişini çok iyi anlıyoruz. Ayrıca aşkın girdabını ve insan ruhunu derinlemesine incelerken, ne kadar basit ama aynı zamanda bir o kadar da karmaşık varlıklar olduğumuzu hissettiriyor. Yazar, kitabında bizi soru işaretleriyle baş başa bırakıyor. Serinin ikinci kitabını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.