Sevil Turan

Sevil Turan
@sevilturan
7 Eylül 1988
54 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·517 syf.··
2025 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 12:36
Martin Eden, sadece bir yükseliş hikâyesi değil; bireyin kendini gerçekleştirme çabasını, toplumun sınıfsal duvarlarından sızmaya çalışırken yaşadığı yıpranışı ve sanatın insanda açtığı büyük yarığı anlatan sarsıcı bir roman. “İnsan bazen en çok istediği şeylere ulaştığında, aslında onları çoktan geride bıraktığını anlar.” “İnsan, kendi içindeki ateşi kendi yaktıysa, hiçbir fırtına onu söndüremez.” Martin, kendi gücüne, emeğine ve yeteneğine inanan bir genç olarak edebiyatla kurduğu ilişki sayesinde içsel dönüşümünü adım adım şekillendiriyor. Aşkı, sınıf farkını, ideallerini, yazma tutkusunu ve kendiyle savaşını o kadar gerçek ve çarpıcı bir dille okuyoruz ki, kitabın her sayfasında Jack London’ın güçlü gözlemlerine ve duru kalemine hayran kalmamak mümkün değil. işçi sınıfından gelen genç bir denizci olan Martin’in, bir entelektüel çevreye adım atmasıyla başlıyor. Ruth’a duyduğu aşk, onun kültür, eğitim ve edebiyat dünyasına olan yeni ilgisinin tetikleyicisi oluyor. Ancak zamanla Martin, bu dünyanın parlak sandığı yüzünün ardındaki yüzeyselliği, kibri ve tutarsızlıkları fark ediyor. Bir yandan kendini geliştirmeye, yazar olmaya ve eserleriyle kabul görmeye çalışırken bir yandan kendi iç dünyasında derin bir hesaplaşmaya giriyor. Bu süreç, Martin’i hem büyütüyor hem de tüketiyor. Jack London’ın kalemini sevdim; Hem okurken hızla içine çeken hem de bitirdikten sonra uzun süre akılda kalan bir roman. Dili akıcı, anlatımı güçlü ve karakter derinlikleri olağanüstü etkileyici. Gerçekten “güzel okunacak bir kitap” olmasının nedeni de tam olarak bu: insanı düşünmeye, sorgulamaya ve kendi yolculuğuyla yüzleşmeye davet ediyor.. Hem edebiyatı hem insan ruhunun kırılgan yönlerini sevenler için Martin Eden mutlaka okunması gereken bir eser. Jack London’ın kalemi hem sert
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·159 syf.··
2025 17. kitabı
“Bir insanın kalbini anlamak, bir kitabı okumaktan çok daha zor…” Reşat Nuri Güntekin’in sade ama derin anlatımıyla yazdığı Acımak, kısa ama etkileyici bir roman. Okuması kolay, düşündürmesi uzun süren kitaplardan biri. Romanın merkezinde Zehra adında, disiplinli, sert mizaçlı bir öğretmen var. Babasından nefret eden, onu zalim ve vicdansız biri olarak tanıyan Zehra, bir gün babasının ölümünden sonra bıraktığı günlüğü eline alınca her şey değişir. Günlükte yazanlar, Zehra’nın bütün inançlarını, yargılarını sarsar. Bir baba kızın birbirini anlamadan geçen yılları, önyargının ve gururun insan hayatında nelere mal olabileceği anlatılır. Günlüğü okudukça Zehra, “acımanın” aslında zayıflık değil, bir insanı insan yapan en temel duygu olduğunu fark eder. • “Acımak, insana verilmiş en büyük meziyettir.” • “İnsanı en çok kendi vicdanı yargılar.” • “Sevgiye susamış bir yürek, en küçük iyiliği bile unutmaz.” Acımak, yalın diliyle herkese hitap eden, kalbe dokunan bir eser. Uzun uzun düşünmeden, ama derin duygularla okunabilecek bir roman. Özellikle kısa zamanda etkileyici bir klasik okumak isteyenler için harika bir seçim. Keyifli Okumalar
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 16. kitabı
Seray Şahiner’in kaleminde beni en çok etkileyen şey, sıradan görünen hayatların içindeki çığlığı duyurması… Okuyucuyu hiç yormadan, ama bir o kadar da derinden titreterek ilerliyor. Şahiner’in dili hem sahici hem de çarpıcı; okurken “işte tam böyle olur” dedirten o tanıdık tını hep hissettiriyor kendini. Kitap, toplumun kenarında kalmış insanların görünmezliklerini, içlerinde taşıdıkları yükleri ve bir çıkış ararken kendileriyle hesaplaşmalarını anlatıyor. Karakterlerin iç sesi bazen bir tokat gibi, bazen de teselli eder gibi dokunuyor insana. Bir yandan güldüren, bir yandan acıtan bir anlatı… • “İnsan en çok kendi içinden yorulurmuş, ben en çok oraya döndüğümde bocalıyorum.” • “Bazı hayatlar, kimsenin bakmadığı bir köşede sessizce büyür.” • “Kendimi açıklamaktan yorulduğum gün, sustuğumu fark ettim.” Şahiner bu kitapta yine akıcı, güçlü ve samimi bir dil kuruyor. Karakterlerin ruh halini, kadınların yaşadıklarını, sosyal baskıları ve küçük hayatların büyük sarsıntılarını öyle incelikle işliyor ki kitap bir solukta okunuyor. Ben özellikle yazarın kalemine duyduğum sevgiyi bir kez daha hissettim. Hem gerçekçi hem şiirsel, hem sert hem şefkatli… Hep Yek de tam bu dengeyi kuran, okuyucuyu yormadan içine alan bir kitap Keyifli Okumalar .
HepyekSeray Şahiner · Doğan Kitap · 2025972 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 12:06
“Dünyanın ağrısını kim çeker? Kim dayanır bu kadar kalabalık bir yalnızlığa?” Ayfer Tunç yine insan ruhunun derinlerine iniyor, ama bu kez orada sıcak bir sığınak değil, sessiz bir ağıt buluyorsun. Hikâyenin merkezinde, küçük bir Anadolu kasabasında otel işleten Mürşit var. Yıllardır aynı rutinin içinde sıkışmış, kendi geçmişinin yükleriyle boğuşan bir adam. Bir gün oteline gelen yabancı bir kadın, Mürşit’in içindeki yıllanmış sessizliği çatlatıyor. Fakat bu çatlaklardan sızan şey ne umut, ne de aşk… sadece dünya ağrısı. “İnsan kendine yabancılaştığında, dünyanın yükü daha da ağırlaşır.” Roman boyunca içe dönük, kasvetli bir atmosfer hâkim. Tunç’un dili her zamanki gibi ustaca, gözlemleri keskin; ama hikâye öylesine karanlık, öylesine iç sıkıcı ki, bazen sayfalar ilerlemek bilmiyor. Mürşit’in bitmeyen sorguları, insanın varoluş sancılarını anlatıyor elbette, ama bu sancı okura da bulaşıyor — hatta fazlasıyla. Açıkçası, Dünya Ağrısı bende büyük bir etki bırakmadı. Belki de bazı hikâyeler sadece anlatılmak içindir, yaşanmak değil. Kitabın derinliğine, diline, anlatımına saygım sonsuz; ama sonunda hissettiğim tek şey, ağır bir boşluktu. “Hayat, insanın kaldıramayacağı kadar ciddi bir şeydi.” Sonuç: Ağır, içe kapanık, düşündürücü ama bir o kadar da yorucu bir roman. Ruh hâlinizin karanlık olduğu bir dönemde okunursa, etkisi ikiye katlanabilir — ama belki de o zaman hiç okunmamalı,bilemedim Keyifli Okumalar
Dünya AğrısıAyfer Tunç · Can Yayınları · 20216bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2025 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 14:32
Bazı hikâyeler vardır, sessizce gelir ama okuduktan sonra hayatınızda bir yankı bırakır. Altı Harfli Bir Tatlı da tam öyle bir kitap. İlk sayfasından itibaren kalbinizin bir köşesine oturuyor, orada sessizce yerini alıyor. Şermin Yaşar, yine kelimeleriyle değil duygularıyla yazıyor sanki; çünkü bu kitapta her cümle bir hatıraya, her satır bir iç çekişe benziyor. Kitap, bir ailenin, özellikle bir babanın ardından kalan sessizliğin hikayesi gibi başlıyor. Ama ilerledikçe o sessizlik; anılara, iç hesaplaşmalara ve affedişe dönüşüyor. Şermin Yaşar’ın kendine has diliyle, sade ama derin cümlelerle kurduğu dünya, her bölümde biraz daha büyüyor. “Tatlı” kelimesinin bile bu kadar çok anlamı olabileceğini düşündüren bir kitap bu. “Bazı şeyleri affetmek, unutmak değil; artık taşımamaya karar vermektir.” “Bazı acılar zamanla değil, kabullenmeyle diner.” Bu cümleleri okurken kendi iç sesimle yüzleştim. Çünkü kitap, yalnızca bir hikaye değil; insanın kendisiyle konuşması gibi. Her bölümde biraz burukluk, biraz umut var. Şermin Yaşar’ın kalemi yine aynı tanıdık sıcaklıkta: gündelik hayatın sıradan detaylarından derin anlamlar çıkarıyor. Bir çay bardağının buğusunda, bir tatlının kokusunda, bir fotoğrafın köşesinde bile duygulara yer açıyor. Altı Harfli Bir Tatlı, sadece okunacak değil; hissedilecek bir kitap. Bitirdikten sonra kapağını kapatamıyorsunuz, çünkü cümleleri hâlâ aklınızda dönüyor. Ben çok ama çok sevdim. Şermin Yaşar yine kalbime dokundu, kelimeleriyle içimi ısıttı. Bazı kitaplar “iyi ki okudum” dedirtir ya, işte bu tam da öyle bir kitap. Keyifli Okumalar
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Reklam