Bu dünyada insanların korktuğu tek şey ögrenmekti.Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarina girmesine izin vermiyorlardı.
Bir sevginin gücü, eğer onun öncesinde gelen gerilime, yüreğin yaşadığı bütün büyük olayların önünde bekleyen, hayal kırıklığı ve yalnızlıktan oluşan o derin, karanlık mekana degilde sadece o sevgiyi doğuran kaynağa dayanarak degerlendirilirse hep yanlış ölçülür.