Bir kişi şayet hayatla ilgili planlarını dünyanın-ya da ondan kendi payına düşenin- seçmesine izin verirse, maymunlarınki gibi bir taklit becerisi dışında başka bir beceriye gereksinimi yoktur.
Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler. İnsanların Cehennem’in gerçekten var olduğuna inandıkları ortaçağda ateşin bugünkünden çok değişik bir anlamı vardı kuşkusuz. Gene de onlardaki bu cehennem kavramı -yanıkların verdiği acıdan olduğu ölçüde- ateşi her şeyi yutan, kül eden bir şey olarak görmelerinden doğmuştur.
İçimde o zamana kadar duymadığım bir eziklik vardı.Bu korku değildi,acı değildi.Ancak kendisine ihanet eden insanların duyacağı bir azaptı.Bir ucu iğrenmede biten garip bir duygu.Böyle günlerden birinde idi.Bir ara gözüm karşıdaki aynada kendi hayalime erişti.
İki yanına asılmış paltolar arasında kendi yüzümü o kadar memnun ve bir çare,o kadar zelil ve her tarafa sürüklenebilir, her şeye mukavemetsiz ve her şeyden istifa etmiş gördüm ki bir an billurun beni kusacağını, kendi suratımı ayaklarımın ucuna fırlatacağını sandım.