Bir duvar vardı. Önemli görünmüyordu. Kesilmemiş taşlardan örülmüş, kabaca sıvanmıştı; erişkin biri üzerinden uzanıp bakabilir, bir çocuk bile üzerine tırmanabilirdi. Yolla kesiştiği yerde bir kapısı yoktu; orada yerin geometrisine indirgeniyordu: bir çizgiye, bir sınır fikrine. Ama fikir gerçekti. Önemliydi.
Ahlaki zorunluluk sadece laftır; yapılan her şey mutlak surette zorunludur. Zorunluluk ile tesadüf arasında orta nokta yoktur. Tesadüf diye bir şey olmadığını bildiğimize göre de gerçekleşen her şey zorunludur.