Hâsılı; âşık, eğer alan o değilse, benim varlık hazinelerimin hakikatlerinin onda olması nedendir? diye bir müşkülata düşünce, maşûk, ilham yoluyla haber verir: “Ey benim sadık âşığım ve bana tâbi yârim... Bende gördüğün sırların sana ait olduğunu mu sanıyorsun... Yanılıyorsun... Bende gördüklerin, benim varlıklarıma ait özlerdir... Ancak sen, benim özüme muhabbet ile baka baka, senin özünün, benim âyineme duhul ettiğini fark etmiyorsun. Senin kalbindeki özden hiçbir şey alınmadığı gibi izinsiz ve sormaksızın benim hakikat ayinemden alan da sensin. Lakin, sen bende olanı kendinin sanıyorsun..."