Bana “Yapmasaydın!” diyen canım kardeşime, “Sen bir gönlü saklamanın ne demek olduğunu bilir misin?" desem, beni anlar mı? Ben gönlümü, yolunu bile unuttuğum, karmakarışık dehlizlerle dolu -sen kaybolursun-bir zindana kapattım a canım kardeşim.
Bazı kadınlar vardır, her insanın içinde bulunan iyi olma hali, onlarda biraz daha fazladır. Iyilik sürekli yanan bir ateştir onların içinde; sönmez, köze, küle dönüşmez, bitmek tükenmek bilmeyen bir hazineden alırcasına hep iyidir onlar, hep kıyımsızdırlar, hep acırlar, hep merhamet ederler, hep fedakârlık yaparlar Elbette böyle erkekler de vardır ama bu kadınlar, kadınlığa mahsus, yaradılıştan verilen o kadife yumuşaklığını görünmez bir taç gibi taşıdıkları için kendileri gibi olan erkeklerden hep bir adım öndedir.
Acaba çok film seyrettiğim ya da çok roman okuduğum için mi benim hayatım böyle yeknesak gitmedi? Ben mi çağırdım hep bu kırılma noktalarını? Soruların cevaplarını hep ben verdim, vermek zorunda kaldım ama soruları ben sormadım. Sorular mı hayat, cevaplar mı? İkisi birden mi?