9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 00:00
Debbie benim için özel bir yazar, çünkü kendimi ne zaman stresli, huzursuz, umutsuz hissetsem, okumayı tercih ettiğim bir yazar, kaleminin softluğu, konusunun akıcı, umut dolu olması ve yormaması çok iyi, bu kitabın konusu da öyleydi ve severek okudum. 2 farklı kadının farklı konulardaki mücadelesi ve yollarının kesişmesi ve sonrası çok güzeldi...
Çiçekleri Sevmek GerekDebbie Macomber · Epsilon Yayınevi · 2024162 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:59
Cadılar bayramı ile başlıyor kitap. Bu zamanda ölülerin ruhu özgürce insanlar arasında gezmektedir. Yazar da kendi ölülerini bekler. Ama istediği kişileri göremez de hatırlamak istemediğini görür. Tanıdığından daha farklı bir insan olarak gelir. Daha sakindir. Aslında ikisinin de çok farklı olmadığını söylemek için oradadır. Kendi çocukluğuna dönen yazar babasıyla , onun yalanlarıyla ve zorlu geçen çocukluğuyla yüzleşir. Babası terk edilmiş bir çocuk, olduğu yerden farklı bir yerde olursa her şeyin düzeleceğine, daha mutlu olacağına inanan biri. Alk*l bu ruh durumunda onun biricik eşlikçisi. Bir yerden gelmek onun için önemli. O yüzden yalanlarına sığınıyor. Bir yerden geldiğini hissetmek istiyor, terk edilmiş biri olmak istemiyor. Yetersizliklerini alk*lle, şidd*tle ve yalanla çözen birisi. İşçi sınıfı olarak yoksullukla geçen yıllar, ayak bağı olarak gördüğü ailesi, mutsuz, depresyonda bir eş ve kafası karışık, babalarının sertliği ve şiddetini yaşayan çocuklar ise onun gerçekliği. Dışarıdaki imajı onun için önemli. Gittiği barda öfkeli, sert ve tehlikeli imajı bozulsun istemez. Değersizliği, yetersizliği ve kıl payı kaçırdığı başarışarıyla suçlayacak birilerini arar. Oğluna zamanında kendine öğretilen erkek benliğini öğretmek, oğlunda yumuşak gördüğü ne varsa yok etmek ister. Erkek yıkar, döker, kontrol eder ve sevmek zayıflıktır. Ailenin bu hali çocuklara da tabi ki olumlu yansımaz. Yazarımız okulda başarılı bir çocukken zamanla okulu umursamayan bir çocuğa dönüşür. Kendini sigaraya, alk*le ve uy*ştur*cuya verir. Farkeder ki zamanla babasına benzemektedir. Onu anladığını hisseder. O da babası gibi olması gerektiği yerin başka yer olduğunu düşünür. " Nasıl ki aynaya onun yüzünü görmeden bakamıyorsan, kendimden söz etmeden onu anlatamam." Yazar samimi bir
Babam Hakkında Bir YalanJohn Burnside · Sel Yayıncılık · 20265 okunma
Reklam
Puan vermedi·200 syf.··
2026 2. kitabı
Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) sadece anlatılan bir hayat olarak değil, hayatına yön veren bir rehber olarak görmeksahabenin sevgisi sözde değil, davranıştaydı. Onlar için en büyük şey, O’nun yoluna yaklaşabilmekti. Bu yüzden her okunan satır aslında Ben nasıl daha iyi bir insan olurum?’ sorusuna verilen küçük ama derin bir cevap
1000Kitap
Efendimiz'i Sahâbe Gibi SevmekMuhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20164,258 okunma
Bay C. Hâlâ Bir Yerlerde Yürüyor
Puan vermedi·192 syf.·
2026 9. kitabı
Merhaba 1000Kitap, Kitabı bitirdikten sonra hikâyeden çok Bay C.’yi düşündüm. Açıkçası onu çok sevdim diyemem ama sevmedim de diyemem. Bazen hak verdim, bazen sinirlendim, bazen de kendimi ona yakın hissettim. Sürekli bir şeylerin peşinde ama neyin peşinde olduğunu kendisi de tam bilmiyor gibi. İnsanlarla tanışıyor, konuşuyor, yakınlaşıyor ama hiçbir şey onu gerçekten tatmin etmiyor. Bir noktadan sonra insanın içinden “Abi sen ne istiyorsun, ne arıyorsun?” diye sormak geliyor. Belki de onu ilginç yapan şey tam olarak bu. Çünkü aslında aradığı şeyin ne olduğunu o da bilmiyor gibi. Bu yüzden hiçbir yerde uzun süre kalamıyor, hiçbir insana tam olarak yaklaşamıyor. Yusuf Atılgan’ın en sevdiğim yanı Bay C.’yi olduğu gibi anlatması oldu. Onu ne kahramanlaştırıyor ne de eleştiriyor. Kusurlarıyla, çelişkileriyle, kararsızlıklarıyla önümüze bırakıyor. Ne düşünüyorsanız düşünün der gibi. Bu yüzden okurken bir roman karakteri değil de gerçekten yaşamış bir insanı tanıyormuş gibi hissettim. Kitapta öyle büyük olaylar, şaşırtıcı gelişmeler yok ama Bay C.’nin düşünceleri ve dünyaya bakışı sarıyor insanı. Bir de kitabın sonunda içimde kalan o his var… Sanki hikâye bitmedi. Ben son sayfayı okudum ama Bay C. hayatına devam etti. Şu an bile gözümün önüne getirince onu bir kaldırımda yürürken hayal edebiliyorum. İnsanları izliyor, yine kafasında bir şeyleri sorguluyor, yine bir şeylerin peşinden gidiyor gibi. Benim için Aylak Adam, yalnızlık ve arayış üzerine yazılmış en etkileyici Türk romanlarından biri oldu. Bay C.’yi sevmek zorunda değilsiniz ama onu unutmanız da pek kolay değil.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
“Ne yani kitaplarımı yakacak mısınız?”
8/10
·107 syf.·
2026 18. kitabı
Yazarın Hemingway Ödül'ü sahibi olduğunu görünce merak edip okumaya başladım. Elbette Kafka'yı pardon Franz'ı anlatıyor ama daha çok edebiyatın kendisiyle kurduğumuz ahlaki ilişkiye parmak basıyor. Franz edebiyat dünyasının etik tartışmalarından sadece biri. Bir yazarı gerçekten sevmek ne demektir? Onun eserlerini korumak mı, yoksa onları dünyayla paylaşmak mı? Soru bu kadar yalın olsa cevabı çok bir şey değiştirmez tabii fakat yazarın vasiyeti eserlerin paylaşılmaması üzerine olunca işler değişiyor, sorular artıyor; Eser sahibi istemese bile mi? Bu onun kişisel haklarına saygısızlık değil mi? Eserleri başlığına kadar değiştirecek miyiz? Başlığına kadar değişiklik yaptığımız eserin hala yazara ait olduğunu söylemek neyin nesi? Sevdiğimiz yazarları gerçekten seviyor muyuz, yoksa onları kendi ihtiyaçlarımıza göre yeniden mi yaratıyoruz? Bu soruların etrafında örülen roman, Soğuk Savaş'ın Avrupa'sında; Fransa, İstanbul ve Berlin arasında dolaşan kısa ama etkili bir anlatı kuruyor. Çağımızın Tanığı olarak ödüle layık görülen Burhan Sönmez'in diğer eserlerine de zamanla bakarız artık.
Franz K. AşıklarıBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 2024300 okunma
Hamlet
Puan vermedi·180 syf.··
2026 73. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:33
Hamlet‘i okurken beni en çok etkileyen şey olaylardan çok karakterlerin iç dünyası oldu. Hamlet’in sürekli sorgulaması, doğru olanı yapmak isterken kendi düşüncelerinin içinde kaybolması bana oldukça gerçek geldi. Bazen insanın en büyük engelinin karşısındaki kişiler değil, kendi zihni olabileceğini gösteren bir karakter. Bu kitap bana, adaletin, vicdanın ve karar vermenin aslında ne kadar zor şeyler olduğunu düşündürdü. Shakespeare yüzyıllar önce yazmış olsa da Hamlet’in yaşadığı ikilemler bugün bile tanıdık geliyor. Bazen bir kitabı sevmek için karakteri anlamak yetiyor; Hamlet’i sevmek için ise biraz kendini anlaman gerekiyor.
İnceleme
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma
Reklam
Reklam