İnsan kendinden nereye kadar kaçar, kime sığınır?
9/10
·256 syf.··
2026 42. kitabı
Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan romanı, bana göre insanın kendi zayıflıklarıyla yüzleşmesini anlatan etkileyici bir eser. Kitabı okurken asıl şeytanın dışımızda değil, sorumluluk almaktan kaçan yanımızda olduğunu düşündüm. Romanın başkahramanı Ömer, yaptığı hataların sebebini sürekli dış etkenlerde arayan bir karakterdir. Oysa yaşadığı birçok sorunun temelinde kararsızlığı ve iradesizliği vardır. Bu nedenle kitap boyunca insanın kendinden kaçmasının mümkün olup olmadığını sorguladım. Macide ise iyi niyeti ve samimiyetiyle dikkat çekiyor. Ancak roman, sevginin tek başına bir insanı değiştirmeye yetmediğini de gösteriyor. Birini sevmek, onun eksiklerini ortadan kaldırmıyor; bazen sadece onları daha görünür hâle getiriyor. Sabahattin Ali, bu eserinde insanın en büyük mücadelesinin dış dünyayla değil, kendi iç dünyasıyla olduğunu anlatıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu düşünce kaldı: İnsan bazen yenildiği şeytanı kendi içinde büyütür ve sonra onu bahane olarak kullanır. Bu yönüyle İçimizdeki Şeytan, yalnızca bir roman değil, insanın kendine tuttuğu bir ayna gibidir.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
Sil baştan başlayalım mı?
Puan vermedi·48 syf.··
2026 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:42
youtu.be/yjGigzkkXMM?si=... Sil baştan sevmek gerek bazen, Her şeyi, unutmak... Ve Haziran sayısı... "Bu sayı bu hayatı öyle de böyle de sevenlere... Sil baştan yapabilenlere, şarkılara, eskilere, gidenlere, dönenlere..." Yerden yere vurduğum mayısın bir sonrası: #303789894 Bazen diyorum fazla mı hassasız, umurunda değil kimsenin kötüye giden ne varsa. Neyi dert edinsek yalnız bulduk kendimizi. Neyi dert edinsek dert edinmişliğimizle kaldık. Sen kendi resmini kendin de yapamazsın, Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde, diyen Nazım Hikmet Ran'ın dizeleriyle başlıyor bu ayki sayı. Akabinde, kuşların şarkısını söylüyor Aylin Balboa, "İnsan üzülmekten hasta olabilen aciz bir canlıydı." Hiçbir şeyim yok, diyor Nermin Yıldırım, sahi, ne kadar hiçbir şeyimiz yok değil mi? Damardan giriyor Gökhan Dağıstanlı, "Suçlusu da yok suçu da yok bu hikâyenin. Bana hiç uğramayan bir hayale kanmışım." Saplantılı bir aşkın anatomisinden bahsediyor Beyhan Budak: Limerence, sıcağı sıcağına kitabını bitirmişken... #306430650 Ve şiir gibi Bedia Ceylan Güzelce, "Dünyanın bütün kapılarını yükleyip ruhun gemisine, seni bir de öyle sevmek vardı." İnsan bazen olması gerekeni değil, kendisini mahvedecek şeyi seviyor. Gitme iki gözüm, "Mauro Emanuel İcardi Rivero" youtube.com/shorts/kpxnhBAW... "Yüz kere Eyşan, bin kere Eyşan diyen Ömer gibi, yüz kere Icardi, bin kere Icardi." Toksik bir ilişkinin dışavurumu gibiydi Hilal Serbes'in yazısı. "Can Kırıkları" çıktım "Hangi Şebnem Şarkısısın" anketinde. Hiç kimseye huzur yok, derken Murat Menteş, Ferdi Tayfur düştü aklıma, "Huzurum kalmadı, şu fani dünyada." Günün Hikâyesi'ni anlatıyordu Cem Davran, zihnimin arka fonunda Ferdi Baba
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 141 (Haziran 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 202628 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsana Çarpıp Dönen Bir Roman
Puan vermedi·536 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:01
Bardamu, seninle yolculuğa çıkmak cesaret ister! Senin kadar çelişkili, çarpıcı ve rahatsız edici bir rehberle yol almak, insanın kendine bakma cesaretini ölçüyor. Louis Ferdinand Celine , savaşın kahramanlıkla, aşkın romantizmle, çalışmanın erdemle süslendiği bütün o büyük anlatıların içini boşaltıyor. Ferdinand Bardamu’nun Birinci Dünya Savaşı’yla başlayan, Afrika’dan Amerika’ya, oradan Paris’in yoksul mahallelerine uzanan yolculuğu, bir coğrafya değişiminden çok insan doğasının değişmeyen taraflarıyla yüzleşme hikâyesi. Nerede olursa olsun karşısına çıkan şey aynı: çıkarcılık, korku, yalnızlık ve bitmek bilmeyen bir kendini kandırma hali. Bardamu, sana kızdığım yerler oldu. İnsanlara karşı duyduğun o derin güvensizlik, bazen her şeyi aynı karanlık filtreden geçirmen, hatta yer yer acımasızlığın… Ama seni okurken şunu da hissettim; sen insanlardan nefret eden biri değil, insanlara dair bütün hayallerini çok erken kaybetmiş birisin. Belki de bu yüzden romanın en güçlü yanı olaylardan çok sesinde saklı. Çünkü Gecenin Sonuna Yolculuk okunmaktan ziyade dinlenen bir roman gibi. Céline’in konuşma dilinden güç alan, keskin, alaycı ve ritmi sürekli değişen üslubu romanın asıl kahramanlarından biri hâline geliyor. Céline’in o karanlık, alaycı ve insanın en rahatsız edici yanlarına bakan dili bana biraz da Charles Bukowski ’nin eserlerini hatırlattı. Bukowski de toplum normlarına ve insan ikiyüzlülüğüne aynı sert ironiyle yaklaşıyordu. İkisi de süslemeden, ham gerçekliği insanı zorlamak istercesine sunar. Okurken rahatsız olursun ama bir yandan da içten içe gerçeği inkâr edemezsin. “Çünkü o zamanlar daha insanları tanımamıştım. Artık asla onların laflarına, düşüncelerine kanmayacağım. Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.” (s. 31) Bu cümle, Bardamu’nun insanlığa dair
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
Yorum
Puan vermedi
Şermin Yaşar okumak, benim için her seferinde insan olmanın o unuttuğumuz, tozlu sayfalarını yeniden karıştırmak gibi. Yazarın kurduğu her cümlede kendi hayatımdan bir iz buluyor; karakterlerin acılarını, sevinçlerini ve çıkmazlarını adeta üzerime bir hırka gibi giyiniyorum. Söyleme Bilmesinler, beni en çok o "kırılma anı" ile derinden etkiledi. Yılların biriktirdiği sırların sıradan bir günde omuzlardan düşüşünü ve ne acıdır ki bu yükler yere serilirken günahların hep bir kişinin üzerine yıkılışını izliyoruz. Aslında bazen yaptığımız hataların faturasını hayata kesiyor, bazen de bu suçluluk psikolojisini başkalarına dayatıyoruz. Emin, Ethem ve Ekrem Kitaptaki üç kardeşin trajedisi, sevginin ve sevgisizliğin insanı nasıl şekillendirdiğinin en somut kanıtı. Ethem geçmişteki bir günahın bedeliyken, arkasından gelen Ekrem de payına düşen sevgisizlik sürgününe itiliyor. Nurten, sevilmeyi hiç tadamayan Ethem’e sunulmuş sessiz bir hediyeydi. Madalyonun diğer yüzündeki Emin ise, kendini kabul ettiğini sanan Çiğdem’in rüzgârında savrulurken karşısında Hülya’nın o duvar gibi suratını buluyor. Her karakter, kendi içindeki sevgisizlik boşluğunda bir diğerini hırpalıyor. Dünyadaki en büyük erdem, şüphesiz ki sevebilmektir. Sevmek başlı başına zor bir meziyettir; fakat insanın kendine sevilmediğini fısıldayabilmesi, işte o bambaşka bir cesaret ve sarsıcı bir olgunluktur. Üstelik bu sevgisizliğin ardındaki asıl nedeni öğrenip ruhunuza binen tüm ağır yüklerin farkına vardığınızda, hayatın seyri kökünden değişir. Çünkü o andan itibaren içinizde büyüyen o tekinsiz boşluk yerini, gerçeğin çıplak ve sarsılmaz farkındalığına bırakmıştır.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 244. kitabı
Erich Fromm, psikoloji ve felsefeyi muazzam bir potada eriterek aşkı, sevgiyi ve insan ilişkilerini modern dünyanın o bencil tüketim çarkından söküp alıyor. Sevginin kendiliğinden gerçekleşen, şansa bağlı ya da sadece "doğru insanı bulduğumuzda" aniden parlayan edilgen bir duygu olmadığını; aksine bilgi, emek, sabır ve disiplin gerektiren aktif bir sanat olduğunu savunuyor. Fromm, kapitalist sistemin insanı yalnızlığa ve yabancılaşmaya ittiğini, modern bireyin bu varoluşsal yalnızlıktan kaçmak için sevgiyi bir "pazar nesnesi" gibi tükettiğini açık yüreklilikle gözler önüne seriyor. Gerçek sevgiyi yaşayabilmenin ön koşulunun insanın önce kendi bütünlüğünü sağlaması, yani kendi kendine yetebilmesi ve kendini tanıması olduğunu vurguluyor. Kitap boyunca kardeşlik sevgisi, anne-baba sevgisi, erotik sevgi, öz-sevgi ve Tanrı sevgisi gibi sevginin farklı katmanlarını incelerken; her birinin temelinde özen, sorumluluk, saygı ve bilgi unsurlarının bulunması gerektiğini anlatıyor. *Sevme Sanatı*; sadece romantik ilişkilerin karmaşasına ışık tutmakla kalmayan, bireyin dünyayla ve toplumla kurduğu bağı da kökten sorgulayan felsefi bir başucu eseridir. Sevmeyi pasif bir kapılma hali olarak görenlere karşı, onun her gün yeniden üretilmesi gereken bilinçli bir yaşam pratiği olduğunu kanıtlayan evrensel bir kılavuz.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 31. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00
KAR YAĞDIĞINDA Bitti 150 sayfa.. Kitap, geçmişte yaşadığı acılar nedeniyle insanlara karşı mesafeli ve içine kapanık bir hayat süren bir kadının hikâyesini anlatır. Yaşadığı hayal kırıklıkları onu duygularını bastırmaya ve yalnız yaşamaya itmiştir. Bir gün, kar yağışı altında gerçekleşen beklenmedik bir karşılaşma, hayatında yeni bir kapı aralar. Tanıştığı kişi de kendi geçmişinde yaralar taşıyan biridir. İkisi arasında zamanla bir yakınlık oluşur; ancak her ikisinin de geçmişten getirdiği korkular ve güvensizlikler bu ilişkinin önünde engel olur. Hikâye boyunca karakterler, hem birbirlerine yaklaşmaya hem de kendi iç dünyalarıyla yüzleşmeye çalışır. Duygusal iniş çıkışlar yaşanırken, güvenmek ve yeniden sevmek en büyük sınavları haline gelir. Kar yağışı, romanda önemli bir sembol olarak kullanılır ve geçmişi geride bırakma, arınma ve yeni başlangıçları temsil eder. Genel olarak kitap, aşkın iyileştirici gücünü, yalnızlığı ve ikinci bir şansın mümkün olup olmadığını sade ve duygusal bir anlatımla ele alır.
Kar YağdığındaFikriye Olgun · Sokak Kitapları Yayınları · 20182 okunma