Marx ve Engels'in, bu görüşleri, şimdi, kurtuluşları için kavga veren bütün proleterler tarafından benimsenmiştir. Ama kırklarda, iki arkadaş zamanlarının sosyalist yazınına ve toplumsal hareketlerine katıldıklarında, tamamen yeniydiler. O yıllarda siyasal özgürlük savaşımına, kralların, polis ve din adamlarının despotizmine karşı savaşıma katılan, yetenekli ve yeteneksiz, dürüst ve dürüst olmayan, burjuvazinin çıkarları ile proletaryanın çıkarları arasındaki uzlaşmaz karşıtlığı gözlemleyemeyen birçok insan vardı. Bu kimseler, işçilerin bağımsız bir toplumsal güç olarak hareket etmeleri düşüncesini kabul edemiyorlardı. Öte yandan, yalnızca yöneticileri ve egemen sınıfları çağdaş toplumsal düzenin adaletsizliklerine inandırmanın yeterli olacağına ve o zaman yeryüzünde barışın ve evrensel refahın kolayca kurulacağına inanan, kimi de deha sahibi, birçok hayalci vardı. Savaşımsız bir sosyalizmin düşünü görüyorlardı. Ensonu, o zamanın sosyalistlerinin hemen hepsi ve genel olarak işçi sınıfının dostları, proletaryayı yalnızca bir çıban olarak görüyorlar, ve sanayinin büyümesiyle, onun da nasıl büyüdüğünü dehşetle seyrediyorlardı. Bu yüzden de, tümü, sanayinin ve proletaryanın gelişimini durduracak, "tarih tekerleğini" durduracak araçlar arıyorlardı. Marx ve Engels, proletaryanın gelişmesi konusundaki genel korkuyu paylaşmıyorlardı; tam tersine, bütün umutlarını proletaryanın sürekli büyümesine bağlıyorlardı. Proleterler ne denli çoğalırsa, devrimci sınıf olarak güçleri o denli büyük, sosyalizm o kadar yakın ve o kadar olanaklı olacaktır. Marx ve Engels'in işçi sınıfına yapmış oldukları hizmetler, birkaç sözcük içinde şöyle ifade edilebilir: Onlar işçi sınıfına kendini tanımayı, kendi bilincine ulaşmayı öğrettiler, ve hayallerin yerine bilimi koydular.