İstanbul da İstanbul'du,bambaşkaydı. Artık öyle bir İstanbul kalmadı, yıkılıp gitti. Yıkılması da gerekmiyordu ama yıktılar, şehri görgüsüzce bitirdiler .İşte Anadolu budur. Kendi geleneğinden nefret eder, sırası geldikçe eskiyi yıkar.
Kendimi tek bir cümleyle tanımlamam gerekirse, tam olarak hiçbir şey ama her şeyden de birazcık, diye tarif ederim... Tam olarak hicbir yere ait olamadım. Anneme göre evlatlığımda, sevgililerime göre sevme seklimde bir eksiklik oldu hep.
Hayatımda hiç evlenmedim, evlenmeye niyetim de yok. Aşk iyi güzel de, dostluk çok daha yüce bir şey. Doğrusunu isterseniz, bence bu dünyada vefalı bir dost kadar soylu ve az bulunan bir şey yoktur.
Berbat bir mağlubiyet hissiyle dolaşıyorum bazen sokaklarda. Kim olduklarına bakmaksızın,karşıma çıkan herkese yenilmişim gibi geliyor. İşin kötüsü onlarda bunun farkında. Yüzüme bakanlar acıyarak bakıyor, bakmadan geçenler de acıdıkları için bakmıyor sanki.Ortak bir vicdan azabı gibiyim.
Birine gereğinden fazla değer verirseniz eğer, artık sürekli kendinizden verdiğiniz için siz değer kaybetmeye başlarsınız ve onun gözünde ona verdiğiniz değer ölçüsünde değersizleşirsiniz. Soylu ve tutkulu başlayan pek çok yakınlaşmanın, son derece sefilce sonlanmasının en büyük nedeni de işte bu durumdur.