Çocuklukta hep böyle değil midir? Hatıralar hava ve zaman tesiriyle yıpranmış, delik deşik olmuş bir sahife şeklinde kalır. O zaman en ziyade tesir eden şeyler, hatırat levhasında en derin kazılır.
İşte bir lisan istiyoruz ki onda o nağmeler, o renkler, o derinlikler olsun. Fırtınalarla gürlesin, dalgalarla yuvarlansın, rüzgarlarla savrulsun; sonra müteverrim bir kızın yatağı kenarına düşsün ağlasın, bir çocuğun beşiğine eğilsin gülsün, bir gencin ümitle parlayan nazarına saklansın. Bir lisan... Oh! Saçma söylüyorum, zannedeceksiniz, bir lisan ki sanki tamamıyla bir insan olsun.
Bir, iki, hatta üç büyük nehrin suyu ülke halkının tamamının su ihtiyacını gidermek için yeterli olmayabilir. Her bir küçük köyün bile göl, çeşme, kuyu veya pınar gibi, kendi su kaynağının olması zaruridir. Halkı manevi susuzluktan kurtarmak için de her yerde yetenekli insanların, hayatı canlandıracak su kaynaklarının bulunmasına ihtiyaç vardır.