şevval

şevval
@sevvalterin
Derdim sabrıma hayran
d.bakır
12 Eylül
432 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
10/10
·108 syf.··
2021 44. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2021 00:04
Oyunlarla Yaşayanlar; emekli tarih öğretmeni Coşkun Ermiş etrafında şekilleniyor. Mizahi bir dille yazılmış, içinde bolca göndermeler barındıran bir eser. Ben tiyatro metinlerini okurken sahneler gözümün önünde canlanıyor. Oğuz Atay'ın eserinde de okumadım sahnede izlemiş gibi oldum. Eserde bu oyun mu yoksa gerçek miydi? diye sorgulatan yerler çokca vardı. Diğer eserlerinde olduğu gibi bu kitabında da toplumsal değerlerdeki değişmelerden dolayı bunalıma girmiş bir adamın hikayesi anlatılıyor. Erken emekli olmuş, 45-50 yaşlarında eski bir tarih öğretmeni olan Coşkun Ermiş isimli baş kahramanımız, fazlasıyla mutsuz olan yaşamını, sanatın ışıltısına ve göz alıcılığına yöneltmiştir. Aslında bunun için ilk olarak keman dersleri almaya karar vermiş olan Coşkun, daha sonra tiyatro oyuncusu olarak çalışmakta olan arkadaşı Saffet’in de iknaları, destekleri ve yoğun çabaları ile tiyatro yazarlığı işine girişmiş ve bundan da büyük bir zevk almaya başlamıştır. Napolyon piyesleri yazmak için çaba verirken, bir komşusu olan ve aynı zamanda da bir oyuncu olan Saffet, baş kahramanımız Coşkun’dan Vodvil türünde oyunlar ele almasını istemektedir. Bir tiyatro patronu olan Servet ise Coşkun’dan, Antik Yunan dönemi oyunlar sipariş etmeye başlamıştır. Ancak baş kahramanımız Coşkun Bey’in evinde bunlardan çok daha başka bir oyun sahne almaktadır aslında. Evin her bir üyesi de birer karakterdir… oğuz atayın tüm kitaplarını okumanızla tavsiye ediyorum ben ilk okuduğum anda kendimi sanki tiyatro oyununda oynuyormuşum gibi hissettim okumayanlara kesinlikle tavsiyemdir mutlaka oyun çok güzel kitaptır keyifli okumalar dilerim hepinize
Oyunlarla YaşayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202011,6bin okunma
Reklam
TUTUNAMAYANLARA
10/10
·724 syf.··
2021 43. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 17:39
1979 kışıydı. Kağıthane askeri kışlasının büyükçe bir salonunda oturuyorduk. Tiyatro ve sinema salonuydu galiba. Toplu gözaltıların en büyüklerinden biriydi. Galiba birkaç yüz kişi vardık. İTÜ-Maden binasından derdest edilmiştik. Sahnede bir arkadaşımız çaldığı sazın yanık sesine melodik sesiyle eşlik ediyordu. “Aldırma Gönül”ü söylüyordu. İsmini çoktan unuttuğum, galiba Halkın Kurtuluşundan bir arkadaşım, bu şarkı beş para etmez, dedi, hapis yatmaya, mücadele etmemeye teşvik ediyor. Parça hakkında öyle düşünmesek de yaşama bakışımız bu minvaldeydi. 1970’lerin başından itibaren düşünsel hayat tamamen Sosyalist, Marksist politizasyonun hegemonyasına girmişti. Kitaplardan sadece toplumsal gerçekçileri okurduk. Sadece biz öğrenciler değil, Türk aydınlarının çoğu öyleydi. İşte bu havada yayınlandı Tutunamayanlar’ın ilk cildi. Yayınlanır yayınlanmaz kendini eleştirel bir suskunluğun içinde buldu. Belli ki yazar anlaşılamamış belki de yok sayılmak istenmişti. Eğer TRT roman ödülünü almasa satın alıp kapağını açan olmazdı eminim. Elimde istatistikleri yok ama çok az satılmış olmalı. Çünkü 1982-83 yılına kadar koskoca okul çevresinde okuyan hiç tanıdığım olmamıştı. Peki neden? Çünkü Tutunamayanlar’da küçük burjuvaziden, onun hayata bakışından, bunalımlarından bahsederken onlar kötülenmiyor, devrimci olmamakla suçlanmıyor, lümpenlik yaftası yapıştırılmıyor ve hatta onlardan sevgi ve anlayışla söz ediliyordu. İşte tüm bunlar Zeitgeist’e tersti. Aydınlar bir yandan dinin sunduğu öbür dünya cennetini aptalca bir ütopya olarak görürken, diğer yandan dünyada bir cennet olan Komünizmi zorunlu bir gerçeklik, bir toplumsal final olarak yüceltiyorlardı. Memleketi kurtarma modası vardı o zamanlarda ve bu eseriyle yazar, işte onları hicvediyor, tiye alıyordu. Bu kitap aslında, kendine
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2021 40. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 02:35
Bazı kitaplar vardır okumak hem istersiniz hemde bitmesin diye okumaya kıyamazsınız da yavaş yavaş okursunuz. İşte bu kitap tamda öyle. Kitap aşkı bu olsa gerek. Sanırım bende bu kitap evde o kitap kokusu arasında hayatım devam ettirmek isterdim. Hayali bile o kadar güzel ki, sahil kenarında kitaplardan yapılmış bir ev ve içinde siz huzur, dünyalık sizi sizden almış değil... Harika olmazmıydı. . Kıyamamak dedim kitaplardan ev yaptıran duygu, kitaplarını kimseye bırakmaya kıyamamak. Bruner de kıyamadı, tüm zamanını kitaplarına ayırdı gecesini gündüzünü, her yer kitaplarla kapladı, en son dayanamadı da kendine barınak, çatı yaptı, kokusundan dokusundan uzak kalmamak için. Bruner ve Delgado ve Bluma... Ve bir kitabın yaşattığı bir yolculuk.... Kitabı okurken hep kendimden parçalar buldum. Kitaplarına kıyamıyor da ne yapacağını şaşırıyor ya Bruner Ben de öyleyim kıyamıyorum kimseye vermeye, benim çocuklarım gibi sanki, sayfaları kırışınca içim acıyor, ama tabi bu kadarı biraz fazla sanki, yine de benim mutluluk kaynaklarım kitaplarım. Kitap tutkusunun anlatıldığı harika bir kitap. Az ve sıcacık ve samimi bir anlatım...
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2021 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 18:45
İlk Sadık Hidayet kitabım. Fars edebiyatına karşı bir sempati beslemiyorum fakat Sadık Hidayet hoş bir yazar. Hikayelerini bazen ürkütse de oldukça güzel. Hikayelere gelince: Aylak Köpek beni çok üzdü. Dışlanmış ve zavallı bir canlı olmak dünyamızın maalesef büyük bir sorunu. Vicdan muhasebesi yapamayanlar için özellikle. Kerec Don Juanı Avrupai romanlarla dalga geçen bir hikaye. Hem eğlendiriyor hem de o filmlerdeki hafif meşrep kızlara ve ahlaksız erkeklere duyduğumuz iğretiyi arttırıyor. Çıkmaz ise çok büyük bir iç hesaplaşması gibi geldi bana. Ve kader tabii ki. Ne kadar değiştirmek istersen iste hiç ummadığın anda elinde olmayan bir sebeple olaylar gerçekleşir. Katya hikayesine ne demeli bilmiyorum. Gülsem mi ağlasam mı tarzda bir şey olmuş bu. ^^ Taht-ı Ebû Nasr; işte en sevdiğim birazcık da ürktüğüm hikaye bu oldu. Bu hikaye hem çok yerel, hem olağanüstü ögelerle süslü. Bizim de çokça duyduğumuz büyü işleriyle alakalı fakat bu biraz daha profesyonel. Tecelli, bu bana Zweig’in Korku’sunu hatırlattı. Aynı zamanda Sadık Hidayet’in Freud’dan beslendiği yerler olduğu çok açık. Bu yüzden de gözümüzde olayları canlandırmakta zorlanmıyoruz. Karanlık Oda, bu da Sartre, Dostoyevski ve Camus arası bir konu. Topluma yabancılaşan bir adam üzerine ilerliyor hikaye. iyi okumalar.
Aylak KöpekSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20243,173 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 01:36
Karlı bir kış akşamında mahallesindeki kahvehaneye giden anlatıcı garsondan bir çay isteyip kahvedekilere bakarak zaman geçirmektedir. Dışarda kar yağmaktadır. Bu sırada üstü başı karlarla kaplı bir adam kahveden içeri girer. O içeri girince kahvedeki insanlar birden bire seslerini kesmiş herkes adama dikkat kesilerek sessiz sessiz beklemeye başlamıştır. Anlatıcı genç adama çay ısmarlamak istemiş fakat her nedense kahveci bunu kabul etmemiştir. Az sonra kahveye bir adam daha gelir ve kahvede oturan adamlardan bazılarını çağırır. Zavallı genç ölen kişinin babası olup olmadığını sormuş, kahveci bu soru karşında sinirlenmiş, o gence ters ters cevap verip sakın geve gitme diyerek azarlamıştır. Eğer eve gidersen sen de ölürsün deyince anlatıcı konuyu çok merak eder. Bunun üzerine yanındakilere ne olup olmadığını sormaya başlar. En sonunda bu genç adamın kız kardeşini kötü yola düşürdüğünü, o nedenle ailesi tarafından reddedildiğini, adamın babasının da kahrından ölmüş olabileceğini öğrenir. neredeyse 1 ay olmadı bitireli aşırı derecede çok sevdim bu kitabı yani okuduğumda sanki bunlar benim karşımda gerçekmiş gibi hissediyordum sanki kendimi anlatıyordum çok güzel bir kitaptır okumayan herkese kesinlikle bu kitabı okuyun derim güzel bir kitaptır keyifli okumalar
Mahalle KahvesiSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20129bin okunma
Reklam