" Erkeğin kendi üstünde gördüğü bir dava için her türlü hükmetme arzusunu bir kenara bırakabileceğini düşünebilirim. Fakat aşkta asla! Ve bu içgüdüye karşı çıkan bir kadını da kadın olarak göremem."
"Yani bu çelişki doğanın kendinde mi var? Hayır, bu sadece sizin yüzyıllar boyunca beslenmiş o koca kibrinizden kaynaklanıyor. "
Hayatta erişilecek gaye refah değil miydi? Bunu artık kendisini zengin edecek evliliklerden değil bilfiil kendisinden bekleyecekti.
"Bankadaki para isterse bitsin," diye düşünüyordu. "Hayatımı kazanmak ve refaha kavuşmak için başım, kollarım sıhhatli bir vücudum var ya!"
Saadete rast gelinir bir gün, diye tekrarladı; ansızın, tam ümitsizliğe düşüldüğü bir günde. O zaman ufuklar aralanır sanki, "İşte o!" diyen bir sestir bu. O kimseye içinizi dökmek, her şeyinizi vermek, her şeyi feda etmek ihtiyacını duyarsınız! Karşılıklı uzun uzadıya konuşmazsanız, birbirinizin içindekileri sezersiniz, birbirinizi rüyalarda görürsünüz. Nihayet, o kadar aranılmış olan bu hazine, şuracığa, karşınıza gelir, parıldar, kıvılcım saçar. Ama yine de tereddüt edilir, inanmaya cesaret edilmez, sanki karanlıktan birdenbire ışığa çıkmış gibi, insanın gözleri kamaşır.