Merhabalarrr! Sonunda yarım bıraktığım bir kitabı bitirebildim. Bu kitabı katıldığım yarışma için almıştım ama okuyamamıştım. Yarım bırakmıştım. Rsde olmama rağmen bu kitabı okuyup bitirebildim. Bu kitabın gerçekten iyi olduğunu gösterir eğer ki siz de benim gibi tarihi kurgu seviyorsanız. Gerçekten çok iyi yazılmış bir tarihi kurgu diyebilirim. Zamanında yarım bıraktığıma üzüldüm. Altmış küsür sayfaya kadar okuyup yarım bırakmıştım ki demek ondan sonrası daha heyecanlıymış. Kitapta Osmanlı’nın istihbarat teşkilatını gerçekten alınmış bir şekilde kurgulanmış. Bir sürü karakter var onları okuyoruz hem bizi (biz Osmanlıyız) hem de düşmanı kendi karakterleri ve ruhlarıyla okuyoruz. Yani düşmanı da anlayabiliyoruz. Ters köşeler vardı zira casus çoktu. Kim düşman kim casus ayırt etmek zordu. Şaşırıyorsun böyle. İşin kötü tarafı ben gittim kitap hakkındaki yorumu okuyayım dedim devam kitabındaki spoilerları yedim. Normalde alıp okumayı düşünmüştüm ama spoilerı çok yedim. Beklediğim düşündüğüm şeyi öğrendim dolayısıyla hevesim de gitti. Yoksa okunur yine de. Kitabın sonunu ise beklediğim şekildi. Adeta tarihi kurgu bir dizi izliyormuş gibiydi.
Spoiler;
Köse Kadı’nın gerçekten önemli özel biri olduğunu düşünmüştüm. Hatta dedim veya bence ters köşe olacağız kadı hain. Ama hiç şehzade olduğunu, sultanın kardeşi olduğunu düşünmemiştim. Şaşırtıcıydı, Ali Bey’in onu hıçkırıklarla araması şaşırması. Ben de şaşırdım gerçi. Gak’ı tokatlaması, acaba öldü mü? Gak’ın düşman mı yoksa casus mu olduğunu düşündüm bi son öyle bitti diye. Düşündürücüydü zaten, zira kim ne anlamak zor. İlk başta hain gibi okuduğumuz casus çıkıyordu da. Kont’un hikayesi de çok acıklıydı annesinin başına gelenler. Dayısı gibi ben de Müslüman olmasını bekledim. Ahmet’in ölümü de çok duygusaldı. Kendini feda