… hem de dünyada yol katedebilmek için insanların sizden beklediği kişi olmanızın şart olduğunu, bunun için de uyumlu ve esnek davranmak gerektiğini göstermişti .
Bir performansın amacı da bu değil mi, diye de düşündüm, masumiyetimizi korumak, arzularımızın iki yüzlülüğüyle yaşamamıza izin vermek. Çünkü aslında biz ekranda ya da sahnede o şeyin kendisini görmek istemiyoruz, gerçek acıyı ya da ölümü görmenin peşinde değiliz, bunların temsilini arıyoruz. Performans olduğunun farkında olduğumuzda o duygunun tadını çıkarabiliyor, ona usulca yaklaşıp atmosferini içimize çekebiliyoruz; performans, bu tehlikeli yakınlığı mümkün kalıyor. 
…Ah, hava karardı, dememle birlikte içime ani bir yalnizlik hissi çöküyor.
Bu yüzden ben de disari çiktim. Sokağa çıkıp, yaşayan tek kişinin ben olmadığımdan, yaşayan ve kendini yalnız hisseden tek kişinin ben olmadığımdan emin olmak istedim. Fakat, sırf yanınızdan geçen insanlara bakarak böyle bir şeyden emin olamazsınız. Anlamaya çalıştıkça , her şeyden daha az emin oluyordum.
Yaşım ilerledikçe okuldaki ahlak ile toplum içindeki ahlak arasında çok büyük fark olduğunu anladım. Okulda öğretilen ahlaka riayet eden biri kendini aptal durumuna düşürür. İnsanlar onları garip biri diye yaftalar. Hiçbir şekilde ilerleyemez, her zaman beş kuruşsuz kalır. Yalan söylemeyen biri var mı merak ediyorum. Eğer öyle biri varsa, sonsuza kadar kaybedenlerden olacaktır.