Tek kelimeyle muhteşem
10/10
·430 syf.·
2026 1. kitabı
​İnsanın içine kocaman bir taş gibi oturan ama aynı zamanda "İyi ki dünyada sevgi diye bir şey var" dedirten bir kitap. Meryem’in kaderine yürürken hissettikleri, fedakarlığı insanı hıçkıra hıçkıra ağlatıyor. Hayata bir hiç olarak başladığını düşünen o sessiz kadın, giderken arkasında devasa bir sevgi mirası bırakıyor.
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
Puan vermedi·672 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:32
Ayyy çok güzeldi. Bu kitabı okumayan kalmasın. Ters köşelerden tut uzun uzun yazılmış savaş sahnelerine her şey çok güzeldi. Kesinlikle okuyun. Öneriyorum. Spoiler Liam ölmeseydin yaa çok masum,dünyanın en tatlı insanıydın. Violet'i ölümüne korudu. Yine onu korumaya çalışırken öldü çocukum yaaa...
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Tek söylemek istediğim şey Juhee'ye çok ama çok üzüldüğüm. Sangyeop'un ilgisini ve sevgisini herkesten daha fazla hak ediyordu ama yalnızlığa sürüklendi. Sangyeop ve Dami'nin ilişkisini okumak beni bile rahatsız etti.
Yaralı Kalpler Tedavi MerkeziLee Kwang · Yuzu Kitap · 2025150 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 75. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 18:51
Sabahattin Ali’nin İki Gözüm Ayşe kitabını okurken, bunun sadece mektuplardan oluşan bir kitap olmadığını hissettim. Aslında bir yazarın, bir eşin, bir babanın ve sürgünlerle, maddi sıkıntılarla, özlemle mücadele eden bir insanın iç dünyasına tanıklık ettim. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey, Sabahattin Ali’nin eserlerinde gördüğümüz güçlü yazar kimliğinin arkasındaki insanı görebilmek oldu. Özellikle eşi Aliye Hanım’a ve kızı Filiz’e duyduğu özlem satırların arasından çok net hissediliyor. Bu mektupları okurken zaman zaman ünlü bir yazarı değil, ailesinden uzak kalmış bir babayı okuduğumu düşündüm. Benim için kitabın en güçlü tarafı samimiyetiydi. Çünkü burada kurmaca karakterler yok. Sabahattin Ali kendisini daha iyi göstermek için çabalamıyor, kahramanlaşmıyor da. Maddi sıkıntılarını, endişelerini, umutlarını ve kırgınlıklarını olduğu gibi anlatıyor. Bu yüzden bazı mektuplarda onun çaresizliğini, bazı mektuplarda ise ailesine kavuşma umudunu hissetmek mümkün. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken noktalardan biri de dönemin siyasi ve toplumsal atmosferinin mektuplara yansıması oldu. Sabahattin Ali’nin yaşadığı baskılar ve gelecek kaygısı, özel hayatıyla iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle kitap sadece kişisel bir yazışma toplamı değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunu da taşıyor. Kendi adıma en çok etkilendiğim bölümler, Filiz’e duyduğu sevgiyi hissettiren satırlardı. Çünkü o bölümlerde büyük bir yazarın değil, kızını özleyen sıradan bir babanın sesi vardı. Bu da kitabı benim gözümde daha değerli hâle getirdi. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey Sabahattin Ali’nin edebî yönü değil, insani tarafı oldu. Romanlarında ve hikâyelerinde gördüğüm duyarlılığın aslında kendi hayatında da ne kadar güçlü olduğunu fark ettim. Özellikle ailesine bağlılığı ve yaşadığı
İki Gözüm AyşeSabahattin Ali · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026112 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Her Ülkeden Bir Kitap - 49 Azerbaycan
8/10
·288 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:09
Elçin Efendiyev; Azerbaycan edebiyatının en önemli kalemlerinden birisidir. Uzun dönem başbakan yardımcılığı yapmıştır. Babası İlyas Efendiyev de Azerbaycan’ın en önemli yazarları arasında yer alır. Ak Deve’ye bir mahalle romanı diyebiliriz. Romanın başkahramanı Aliekber ellili yaşlarda bir yazardır. 1984 yılında yazılan romanda Aliekber’in çocukluk anılarına şahit oluruz. Bakü’nün küçük bir mahallesinde her şey sakin bir şekilde ilerlerken İkinci Dünya Savaşı başlar. Mahallede silah ve top sesleri duyulmaz fakat savaşın etkisi tüm mahalleyi sarar. Erkekler tek tek savaşa gider ve mahalleye bir matem havası çöker. Hikaye çocukluk anılarına daha çok odaklanır. Temposu düşük ve ağır ilerleyen bir anlatıma sahip olsa da dönemin Bakü’sünü, mahalle yaşamını ve insanların sosyal ilişkilerini başarılı bir şekilde yansıtır. Savaşın cepheden uzakta yaşayan insanlar üzerindeki etkisini anlatan güçlü bir romandı.
Ak DeveElçin · Ötüken Neşriyat · 2000367 okunma
Reklam
Reklam