İsmail Ankaravî (Rusûhî), Kadızadeliler gibi dinde tasavvuf karşıtı püriten bir hareketin yükseldiği en tehlikeli dönemde Mevleviliğin entelektüel kalesi oldu. Yazdığı Mecmûatü'l-Letâif ve Matmûatü'l-Maârif (7 ciltlik dev Mesnevi Şerhi) o güne kadarki tüm şerhleri aşan bir şaheserdi. Ancak Ankaravî dışarıya karşı Mevleviliği savunurken, içeride çok ciddi bir tasfiye ve kıskançlık çemberindeydi. Kulekapı postu (şeyhliği) Mevleviliğin Pera'daki vitrinidir. Sırrî Abdi Dede, finansal gücüyle bu makamı kesin gözüyle beklerken Konya'daki Çelebi’nin dışarıdan Ankaravî’yi ataması, İstanbul'daki yerleşik derviş aristokrasisini sarstı. Kasımpaşa Mevlevihanesi’nin (1623) kuruluşundaki Venedik kerestesi ve Avrupa mermeri detayları, Abdi Dede'nin Konya'ya karşı bir "gösterişçi meydan okumasıydı". "Siz bana Galata’yı vermediniz ama ben kendi servetimle payitahtın en pahalı semtinde, Yenikapı'dan bile daha ihtişamlı bir merkez kurarım" mesajıydı bu. Konya’nın bu tek taraflı hamleye kızıp "Yıkın!" emri vermesi, tasavvufi teslimiyetten ziyade merkezi otoriteyi koruma refleksidir. Yenikapı Şeyhi Sabuhî Ahmed Dede’nin Sırrî Abdi’nin yanında durması ise tamamen Galata’nın (ve dolayısıyla Ankaravî’nin) İstanbul’da tek güç olmasını engelleme stratejisiydi. Ankaravî hem entelektüel dehasıyla hem de Konya'nın desteğiyle gelmişti; Yenikapı ve Kasımpaşa ise yerel elitlerin desteğine sahipti. 1866 yılında kurulan Meclis-i Meşayıh (Şeyhler Meclisi) ile tarikatlar devlet bürokrasisine bağlanınca, İstanbul'daki güç dengesi tamamen değişti. Konya uzak bir taşra merkezine dönüşürken, Yenikapı Mevlevihanesi sarayla, bürokrasiyle ve Meclis-i Meşayıh ile kurduğu organik bağlar sayesinde Mevleviliğin Asitanesi haline geldi. Yenikapı tayfası güç tekelini eline alınca, geçmişteki o 17. yüzyıl rekabetinin
Tarih
Modern endüstriyel futbolda küresel elitlerin bu devasa satranç tahtasına önce Rus oligarklar adım attı. Ortadoğulu Şeyhler ve onların arkasındaki devlet fonları ise bu oyunu görüp el büyüten, tabiri caizse masanın kurallarını yeniden yazan ikinci dalga oldu. Modern futbolda "milyarder dış yatırımcı" çağının resmi miladı Haziran 2003'tür. Aktör: Roman Abramovich Hamle: Londra'nın köklü ama o dönem mali krizdeki kulübü Chelsea'yi satın aldı. Arka Plan ve Refleks: Oligarkların futbola girme motivasyonu aslında bir lüksten ziyade "can ve mal güvenliği" arayışıydı. Sovyetler Birliği'deki şaibeli özelleştirmelerle (Loans for Shares) bir gecede devasa servetlere konan bu isimler, Vladimir Putin'in gücü tamamen eline alıp bazı oligarkları tasfiye etmesiyle köşeye sıkıştılar. Abramovich, servetini Batı dünyasına transfer etmek ve Londra'nın göbeğinde milyonlarca insanın sevgilisi olan bir kurumu yöneterek kendine diplomatik/sosyal bir dokunulmazlık zırhı yaratmak için futbolu seçti. Rus oligarkların açtığı bu yoldan, futbolun kitleleri peşinden sürükleme ve algı yönetme gücünü fark eden Ortadoğu hanedanlıkları girdi. Aktör: Şeyh Mansour (Mansour bin Zayed Al Nahyan — Birleşik Arap Emirlikleri Kraliyet Ailesi üyesi) Hamle: Eylül 2008'de Abu Dhabi United Group vasıtasıyla Manchester City'yi satın aldı. Arka Plan ve Refleks: Şeyhlerin motivasyonu oligarklardan taban tabana zıttı. Onlar paralarını saklamak ya da siyasi bir sığınak aramak zorunda değillerdi; çünkü zaten devletin ta kendisiydiler. Onların derdi, petrol sonrası dünyaya hazırlanırken ülkelerini finans, turizm ve teknoloji merkezine dönüştürecek bir "Yumuşak Güç" (Soft Power) ve İtibar Yönetimi (Sportswashing) hamlesi yapmaktı. Bu akımın başarısını gören diğer Körfez ülkeleri de oyuna girdi: 2011'de Katar (QSI)
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Durmaz keramet satar, Ahir zaman şeyhleri Her gün battıkça batar, Ahir zaman şeyhleri Farzı geriye atar, Nafile oruç tutar, Dini paraya satar, Ahir zaman şeyhleri Beline kuşak bağlar, Sözleri yürek dağlar, Para toplarken ağlar, Ahir zaman şeyhleri Ağlaması göz boyar, Her gün ayağı kayar, Kendini adam sayar, Ahir zaman şeyhleri Başına sarık sarar, Kendine mürit arar, İlmi yok neye yarar, Ahir zaman şeyhleri Dünyaya kucak açar, Zoru görünce kaçar, Her yere küfür saçar, Ahir zaman şeyhleri
Din
Bana Bir Şeyhler Oluyor...
Hiç kitap okumayan biri niçin merak eder seneye yazılacak kitapları? Bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen niçin merak eder başka gezegenlerdeki hayatı? Geçmiş ve bugün ne zaman bitirildi de gelecek sorgulanıyor? İşler hala kalleşçe hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde. Her ülkenin sınır komşuları dost ve kardeş; düşman ülkeler. Doğru düzgün top bile oynayamıyorlar kavgasız! Oyunları savaş gibi görenler, savaşları da oyun gibi görüyor elbet! Aynı insana sevdalananlar birbirini vuruyor aynı şeyden nefret edenler can ciğer arkadaş... Bir şeyi, bir kadını ya da bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası ölüm bile olabiliyor bazı!
Yeni nöronlar oluşturuyor seviyede olmasından mutluyum
Misafir-Sin I (İşaret V) Önceki ile bu o kadar harika ve çoğunlukla hep yeni bilgilerden oluştuğu için neredeyse kitabı komple çizdim. En beğendiğim kitap serisinden olmasına rağmen o yüzden pek alıntı paylaşamıyorum: Birini seçsem diğerlerine haksızlık olacak ve böyle eksik aktarılacak gibi hissettim. Kısa ve çarpıcı yerler var illa ki ama yine de bölemiyorum çünkü anlamsızlaşabilir. Algılamakta ve sindirmekte biraz güçlük çekiyorum: Bazı yerlerinde adeta beynimi yakıyor. Bırakmak istemiyorum ama zorundalıkla ara veriyorum. Sonunda köprüyü doğru düzgün oluşturan ve sağlamlaştıran bir kaynağa denk geldim: İslamiyet ile kuantum alanı. Öncelerde "Ben öğrendiklerimi (fark ettiklerimi) bizimkilere nasıl anlatacağım? Bedensel kalıplara hapsolmuş insanlar, yeniliği ve özellikle onlara göre bilinmeyeni kabul etmeleri zor. Şu an bile deli gözüyle bakıyorlar. Konuşmaya başlasam beni oldürmek isteyebilirler ya da zaten onlara göre dinden kovulmuş (şirk koşmuş ve çıkmış) gibi olduğum için evden de kovarlar. Şaka gibi. TV' yi bile kapatmıyorlar. Oldükten sonra ki cennet- cehennemi düşünüp şu anki hayatlarını düşünmeden yaşıyorlar. Ay daha geçen "Kurban bayramının amacını anladıysanız artık gerçek hayvanları kesmenize gerek yok. Kurban etmeniz gereken kendi nefsinizdi. Hala niye yolun başındakiler gibi hayvan kesiyorsunuz? Sonraki seviyeye geçmeniz lazımken bir öncekinde kalmaya devam ediyorsunuz." dediğim için "O zaman bayramı nasıl yaparız, bunu Allah istedi nasıl karşı geliriz, kız başına ne biliyorsun da bize söylüyorsun, şeyhler/ imamlar varken senin neyin vardı da sen söylüyorsun bu hurafeleri, sana inanacak değiliz tabi ki..." dediklerinde eski toplumda ve Kuranda neden en çok erkeklerin yer aldığını ve neden peygamberliğin onlara sağlandığını da anladım açıkçası. Çünkü "Allah adil ve
1000Kitap
"Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatımedeniyedir. Medeniyetin emrettiğini ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kafidir." Mustafa Kemal Atatürk