Hata yapmaktan öte, hatayı tekrarlayıp durmanın ahmaklık sayılacağını düşünen biri olarak, sonunda ben de yağmur ihtimaline karşılık yanımda şemsiye taşımayı öğrendim ama öncesinde çok defa doluya tutuldum.
Başlamadan önce başlıkta yer alan özellikle favorim olan alıntıyı buraya bırakayım; #295801574
Bu kitabı okurken bir deliyi ve sürekli onunla sohbet ettiğinizi düşünün. Zaten sohbet dilinde yazılmış gayet akıcı bir kitap ve karşınızdaki kişinin normal bir insan olduğunu düşünerek okumaya başlasanız bile bir zaman sonra onu tanıyacaksınız ve en baştaki cümlemi doğrulayacaksınız.
Kitap kısa kısa bölümlerden oluşuyor. Bütün halinde olay hikayelerini seven biri olarak bu kısa kısa durum hikayelerinden hoşlanmayacağımı düşünmüştüm başta. Okudukça içine sürüklendim halimden de memnunum. Bir bakıma önyargımdan kurtulmuş bile oldum.
Derin düşünce aktarımlarını absürt ve kaba diliyle yapmaktan çekinmemiş Aylin Balboa. İyi ki de çekinmemiş, bazen edebi söz dizilerinden değil de gerçekçi ve dürüst açıklamalardan daha fazla etkileniyorum. Bu bahsettiklerim; özlemekler hakkında, yalnızlık hakkında, kuyular hakkında, kalp sızısı hakkında, kaybetmek hakkında, beklemek hakkında, kırmızı saçlar hakkında..
Hepsi sanki aşk acısıyla alakalıymış gibi görünüyor olabilir ama hayır, değil. Yani hepsi değil. Aşk da var şimdi yalan yok. Asıl demek istediğim hayatta kıymet verdiğimiz, bekleyip özlediğimiz başka kişiler de olabilir. Kitapta bu kişi o sohbet ettiğimiz deli kızın abisi.
Sırada en etkilendiğim tamamının altını çizmek istediğim bölümün alıntıları var. Bu sırayla okursanız siz de tüm bölümü okumuş olacaksınız.
#297391281#297392471#297392492#297393446#297393617
Kısa bölümler öyle ki bazen beni yaraladı, bazen de ne anlatmış ya bu deli dedim güldüm sonraki bölüme geçtim. Mahvolduğum bir bölüm var