Sartre ile "bulantı" kitabıyla tanışmıştım. Bende o kadar anlamı büyüktür ki hayatımın en buhranlı,en yoğun duygular yaşadığım dönemine denk gelip frene basmanın artık bir anlam ifade etmediği zamanda direktif verme görevini üstlenmişti. Kitabı otobiyografi niteliğinde. İnsan kendini anlatırken pek de objektif olamaz sanırsam. Ama Sartre gerçekçilikte çığır açmış bu kitabıyla. Babasızlıkla hayata yenik başlamışlığın vermiş olduğu bir ruh haliyle geçen çocukluktan ötürü edebiyata yönelişi ve okumanın yazmaktan her zaman için üstün oluşunu muazzam bir şekilde aktarmış. Sürrealist ve nevrotik bir anlatımın tadına varmak istiyorsanız bu kitap önce aklınızda sonra kütüphanenizin en baş köşesinde olmalı...
"En önde olmaya gıpta etmeyi istemeyecek kadar mağrur ve ikinci sırada da olmayı kabullenmeyecek kadar kendini beğenmiş olduğundan kimselerle görüşmezdi. Kendinizi aratmayı bilin derdi"
Kitabın bitişinde kendisini şöyle tanımlıyor:
"Bütün insanlardan yapılmış ve hepsi kadar değeri olan ve herkesin kendisi kadar değerli olduğu bir adam işte..."