sʼ88

9/10
·400 syf.··
2025 69. kitabı
Sanırım hayatım boyunca okurken kalp çarpıntılarına, bunalımlara, sinir krizlerine maruz kaldığım sayılı kitaplardan birisi oldu. Uzun uzun karakterlerin psikolojik analizlerini yapmak istemiyorum ki zaten bunu yapabilecek gerekli eğitimden yoksun, sade bir okuyucuyum yalnızca. Tek demek istediğim Nazan'ın sonunun hak edilmiş bir son olmadığı olabilir. Nazan yerine bu sonu yaşayan kişi olarak bar kızını yani Neriman'ı görmeliydik. Mazhar hak ettiği sona, Hacer hak ettiği sona ve Naciye ile Rıza da en nihayetinde o hak ettikleri sona ulaşmış oldular ancak Nazan içimi çok burkuyor. Yediği dayaklar, hakaretler, sırf kocası tutku peşinde ve bir bar kızının koynuna girmek için deliriyor diye sokağa atılması, teyzesinin yanında tecavüze uğraması, Sami tarafından kullanılması ve hapse düşmesi, hapiste bir deli karının eline düşüp hem ruhen hem bedenen bir tecavüze maruz kalması. Mazhar gerekli vicdan azabını hiç çekmedi. Tek yaptığı oğlunu düşünmek ve oğlunun istikbalini koruyabilmekti. Nazan hiçbir zaman gerçek anlamı ile kimsenin umurunda olmadı. Oğlunun karşısına çıksaydı da olmayacaktı. Nazan bu hikayenin el ağzına bakan, el ağzına bakmaktan kendini hapsedip belki de tüm kaderini mahveden bir el kızıydı. Romanın tek ve en önemli karakteri oydu. Saftı, masumdu, iyiydi ve bir makinenin koca, yağlı dişlerinin arasında çatır çatır yendi. Ne yazar ne de roman karakterleri acımadı ona. Bahse varırım ki Orhan Kemal bu romana sırf Nazan için ağladı. Hepimiz ağladık, somut gözyaşları dökmesek de soyut gözyaşları roman boyu aktı durdu içimizde. El Kızı Ah Nazan.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·320 syf.··
2025 51. kitabı
Bugün neredeyse iki haftadır elimde süründürdüğüm Jorge Amado adlı yazardan Kum Kaptanları’nı bitirdim. Kitaba başlarken bu tür şeyleri okumaya alışkın olduğumu ve yüksek ihtimalle yarısına kadar geldiğimde can sıkıntısından kitabı bir daha okumaya dönmeyeceğimi bile bile rafa kaldıracağımı sanıyordum ancak kurgu basit ve sıcak ilerleyişi ile beni içine çekip yersiz ön yargımı darmaduman etti. Kitabın son 50 sayfasında gözlerimin dolduğunu hissettim. Ardından acaba bu ağlama hissiyatı neyden kaynaklandı diye sorguladım ve şu sonuca vardım: Bir şeylere veda etmenin ve etrafımda olmalarına alıştığım insanlarımdan uzaklaşmanın hissettireceği üzüntüyü hissettirdi bana. O sokak çocuklarının bir bir depodan ayrılışını ve en sonda liderlerinin de gidişini okurken sanki ben de bir şeylere veda etmişim gibi hissettim. Kitaplar sanırım en çok da bu yüzden güzel çünkü hayatımın ileriki yıllarında bambaşka bir kimliğe bürünmek ve hayalini kurduğum yaşantıyı yaşamak için ben de bir şeylere veda edeceğim. En çok da çocukluk denen o sihirli vakti birlikte geçirdiğim insanlarıma. Bu veda Kum Kaptanları’ndaki gibi hem bencilce, hem gerekli hem de iki tarafın da iyiliği için olacak. Bana bu düşünceleri kazandırdığı ve gelecek seneden itibaren hayatımda gerçekleştirmek zorunda kalacağım şeyleri bana göstererek bir nevi onlar karşısında hissedeceğim hislerin provasını yapma imkanını verdiği için bu kitaba ve yazara minnettarım. İyi ki bir rafa kaldırmamış ve okumaya devam etmişim :)
Edebiyat
Kum KaptanlarıJorge Amado · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202229 okunma
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Yılın ikinci kitabı oldu benim için Kör Kuyu ve İlker Balkan'dan da okuduğum ilk kitap olma özelliği taşıyor. Yazım diline bayıldım, ağır bir konusu olmasına rağmen su gibi aktı gitti ve belki de yanlış yaptım ancak 2 saate kalmadan bitirmiştim bile kitabı... Kitap için tadı damağımda kaldı diyebilirim, çok çarpıcıydı ve kesinlikle daha uzun olması gerekiyordu. Kitapta beğenmediğim tek şey sanırım sadece ama sadece sonuydu. Özellikle Meltem'in sahnesi falan bana geçmedi, Serkan ile Füsun'un sahnesi daha da uzamalı ve Sevilay'ın sonu dan diye belirlenmemeliydi bence. Kitap ne kadar iyiyse finali de o kadar kötü ve eksikti fikrimce. Keşke daha sağlam bir sonu olsaydı. Neyse, geçti artık. Puanım 8/10. Finali için iki puancık kırma gereksinimi duydum maalesef.
Kör Kuyuİlker Balkan · Kanon Yayınları · 202274 okunma
9/10
·218 syf.··
2023 47. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2023 18:40
Dostoyevski'den okuduğum 3. eser olan Beyaz Geceler ile bir defa daha anladım ki bu adamın satırlarında kendinizi bulmamanız imkansız gibi bir şey. Kitabın içerisinde 5 farklı hikaye var ve bunların ilki Beyaz Geceler. Beyaz Gecelerde hayalperest bir insanın neler hissettiğini, nasıl duygular içerisinde cebelleştiğini çok iyi anlatmış ki uzun bir süredir maladaptive daydreaming sendromundan müzdarip olan her bir satırında kendimi gördüm. Diğer hikayeler ile kendimi pek bağdaştıramasam da son hikaye Yufka Yürekli de beni oldukça etkileyen, Vasya karakterinde kendime benzeyen bir takım özellikleri sezmem ile bağlandığım bir hikaye oldu. Kitaba puanım 9/10, 1 puanın nereden gittiğini gelirsek kesinlikle ama kesinlikle içerisinde yer alan ve ikinci hikaye olan Başkasının Karısı yüzünden. Hikayeyi hiç sevemedim ve bir oturmaya bitirmiş olmama rağmen kafamı karıştıran, karakterlerin söylediklerinin birbirine girmesi ile belli sayfaları 2-3 kez tekrar okumak zorunda kalmam ile maalesef 1 puan gitti. Ama diğer hikayeler oldukça güzel ve akıcıydılar. Çok sevdim, verimli bir vakit oldu benim için.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,2bin okunma
9/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2023 46. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 16:29
Serinin diğer üç kitabına oranla bu kitap daha ağır ve daha yaralayıcı. Belki kurgu olmadığı içindir, yazarın bizzat kendi hayatı ve gençliği olduğu içindir, hiçbir fikrim yok fakat gerçekten insanı üzüyor. O akciğer rahatsızlığının yazarın hayatını nasıl etkilediğini, henüz 18 yaşında bir genç olmasına karşın o kadar hasta insanın içerisinde ölüm ile yaşam arasındaki savaşı gözlemleme olanağı sağlamasını fakat bu esnada da annesinin ölümüne kendini hazırlıyor olması... Sürekli depreşen hastalığı ve doktorların her defasında yanlış müdahalede bulunması... Çok yaralayıcı. Okurken derin bir hüzün içerisindeydim.
Edebiyat
SoğukThomas Bernhard · Sel Yayıncılık · 2016645 okunma