Hasan Ali Yücel Klasikleri Tam Listesi
No Kitap Adı Yazar I Ütopya Thomas More II Devlet Platon III Denemeler Montaigne IV Poetika Aristoteles V Söylevler Cicero VI Tragedyalar Sophokles VII Hamlet William Shakespeare VIII Faust Goethe IX Kendime Düşünceler Marcus Aurelius X İlahi Komedya Dante Alighieri XI Prens Machiavelli XII Gargantua François Rabelais XIII Candide Voltaire XIV Toplum Sözleşmesi Jean-Jacques Rousseau XV Türlerin Kökeni Charles Darwin XVI Seçme Öyküler Anton Çehov XVII Don Quijote (2 Cilt) Cervantes XVIII Ölü Canlar Nikolay Gogol XIX Madam Bovary Gustave Flaubert XX Karamazov Kardeşler Dostoyevski XXI Savaş ve Barış (2 Cilt) Lev Tolstoy XXII Kırmızı ve Siyah Stendhal XXIII Gureba-yi Laklakan Ahmet Haşim XXIV Mai ve Siyah Halid Ziya Uşaklıgil XXV Eylül Mehmet Rauf XXVI Şehir Mektupları Ahmet Rasim XXVII Mürebbiye Hüseyin Rahmi Gürpınar XXVIII Sergüzeşt Samipaşazade Sezai XXIX Kiralık Konak Yakup Kadri Karaosmanoğlu
"BEN SİZE SAVAŞMAYI DEĞİL; ÖLMEYİ EMREDİYORUM!" ATATÜRK Türk tarihinin en büyük zaferini Yarbay MUSTAFA KEMAL şöyle anlatıyor: "10 Ağustos 1915 tarihinde Conkbayırı'nı alarak bütün boğaza egemen olmak isteyen İngilizler, 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzere idi. 8. Tümen komutanı ve diğer subaylarımı çağırdım: -Mutlaka düşmanı yeneceğinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin. Evvela BEN İLERİ GİDEYİM.SİZE KIRBACIMLA İŞARET VERDİĞİM ZAMAN HEP BİRLİKTE ATILIRSINIZ." Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın şeklinde olacaktı. Sakin bir şekilde yürüyerek düşmana 20-30 metre yaklaştım. Binlerce askerin olduğu Conkbayırı ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar bu sıcak gecede sessizce dua ediyordu.Kontrol ettim; kırbacımı başımın üstüne kaldırıpçevirdim ve indirdim. Saat 4.30 da kıyametler kopmuştu.İngilizler neye uğradıklarını şaşırmışlardı. "ALLAH ALLAH!" sesleri bütün cephelerde gökleri yıkıyordu. Her taraf duman içindeydi ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. BÜYÜK BİR ŞAREAPNEL PARÇASI TAM KALBİMİN ÜSTÜNE ÇARPTI. Sarsıldım. Elimi kalbime götürdüm; kan akmıyordu.Olayı Yarbay Servet Bey'den başka kimse görmemişti. Onaparmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üstünde duran saat paramparça olmuştu. O gün birliklerin başında daha bir hırsla çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumla kalbim arasında aylarca gitmeyen bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı günün gecesi beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi ordu komutanı LİMON VON SANDERS Paşa'ya hediye olarak verdim. Çok şaşırmış ve
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kalburabastı efendi çanakkalede Kalburabastı efendinin hatıraları İnsanlar savaş yorgunu Kimsenin düşüncelerini söylemeye cesaret edemediği bir devir gelmişti." George Orwell / Hayvan Çiftliği Kalburabastı Efendi Hazretleri aldı eline defteri aldı eline defteri sene 2014 ü gösterirken tv deki bir habere gözü ilişti haber manşetten veriliyordu israil ordusu vaftiz babası yarbay john henry patterson Namı diğer katır john yani çanakkalede savaşan sion katır müjrezesinin kol ağasının başkanının külleri netenya yakınlarında özel saygı duruşu ile defnediliyordu kalburabastı hazretlerinin çanakkalede babası savaşmıştı şimdi kalburabastı efendi bakın dedi Her söz bir kapıdır deyip söze başladı ve söz o dur ki akla açılsın kalbe girsin sözün kimi akla açılırken akıldan tefekkürle çıkan söz kalbe en çok o tesir eder ve kalbur efendi eski bir defterin tozlanmayan sayfalarını açtı bu defter ayakkabıyla girilmeyen sade temiz niyetle kabul edilen eski bir ev gibidir diyip baba yadigarı yazıları okumaya başladı çanakkalede savaşan siyonistleri türk askerlerinin cesaretini anlatıyordu ve defterden biraz hatıra kokusu geliyor hiç bitmeyen türkü ve ağıt sesi dinleyenlerin kulağında yankılanıyordu kalburabastı görmeden yaşamıştı sanki çanakkale kahramanlarının hikayesini görmeden sevdik bizler sizleri diyip o devirler düşüncelerin dile getirilemediği bir devirdi İnsan yılgın savaş yorgunu ve bitkindi Ücreti kul vermez Allah verir Oruç, insanın her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir.Üstün insanların davetlisi olduğu bir tabi-atüstü ziyafet, bir gök sofrasıdır. Yani, Samanyolunda Ziyafet. Samanyolunda Ziyafet Sezai Karakoç Okudukça hatıraları kalburabastı efendi çanakkalenin içinde aynalı çarşı ana ben gidiyom düşmana karşı diyip babası tabur aşçıbaşısı Ramazan efendinin
Edebiyat
Hâlâ Necip Fazıl, Cemil Meriç, Âkif, Sezai Karakoç gölgesinde yaşama isteğine sahip, dimâğlar... Özgün tek bir fikir yok..:)
"..gelgelelim, beter.. bize kısmetmiş. ölüm, böyle altı okka koymaz adama, susmak ve beklemek, müthiş kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri, asıl, bizim aramızda güzeldir hasret ve asıl biz biliriz kederi. evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. hani, kurşun sıksan geçmez geceden, anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık... ve zehir - zıkkım cıgaram. gene bir cehennem var yastığımda, gel artık..." (bkz: ahmed arif) - "artık demir almak günü gelmişse zamandan meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; / sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. (bkz: yahya kemal beyatlı) - "ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
Şiir
TÜRK EDEBİYATINDA FRANSIZ EDEBİYATI ETKİSİ ÇALIŞMALARI ÜZERİNE BİR İNCELEME İrem ÇANDIR Medeniyetler insanların meydana getirdiği bir dünyadır. Ve bu dünyanın kendilerine ait kültür, değerler ve bir yaşam tarzı vardır, zaman zaman bu insanlar birbirleriyle edebiyat, tarih ve sosyoloji kavramları içerisinde faydalı bir alışveriş gerçekleştirirler, Türkler ise edebiyat alanında en çok Fransız toplum ve kültüründen faydalanmıştır, hatta Türk Edebiyatı’nın büyük bir bölümünü Fransız Edebiyatı’nın örnekleriyle oluşturulmuş eserler oluşturur, Fransız Kültür’ü gerek dil gerek yaşam tarzı kıyafet ve eğlence, alafranga yaşam şekilleri ile Türk Edebiyatı’na etki etmiş ve bu batı mefkuresi dahilinde eserler kaleme alınmış gerçek hayata nüksetmiş ve batılı bir yaşam tarzına örnek olacak karakterler Osmanlı toplumu ve yaşam şeklini değiştirmiştir. Bir nevi o dönemin edebiyatı bir sosyal medya konumundadır. İnsanlar roman, tiyatro ve gazetede yer alan edebi yazılardan etkilenmiş. Ve bunların Türk Edebiyatı’na yansıması şeklinde Türk Edebiyatı’nın gelişmesine neden olmuştur. Tanzimat’tan sonra garp zihniyetini temsil eden mütefekkirler arasında Fransız inkılabından ve inkılabı hazırlayan mütefikkirlerden mülhem bir siyasi felsefe temayülü hakimdir. Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in makale ve eserlerinde bu eserlerden mülhem oldukları görülüyor. Fakat maalesef gazetecilik, vulgarisation seviyesini aşmıyan bu neşriyat arasında siyasi felsefeye dair ciddi tercüme ne de bir telif vardı. Bu devirde Ziya Paşa’nın tamamlanmamış Emile tercümesiyle, Rousseau’ya dair makalelerinde Ebüziyya Tevfik Mecmuasında ve Namık Kemal’in neşredilmemiş ve mühim bir kısmı kaybolmuş olan bazı tercümelerini ifade etmek gerekir. Rıza Nur “Namık Kemal” adlı eserinde şeraiti içtimai adıyla Contrat social’i