Puan vermedi
Kafkasya’dan küçük yaşta kaçırılarak İstanbul’a getirilen Dilber, bir esir olarak farklı kişilere satılır. Gittiği evlerde kötü muamele görür ve özgürlüğünü özler. Daha sonra Celal Bey ile arasında bir sevgi doğar; ancak cariye olması nedeniyle bu aşk mutlu bir şekilde sonuçlanamaz. Dilber’in yaşadığı acılar ve özgürlük arayışı romanın merkezini oluşturur. Dilber’in sevgiye, anlayışa ve özgürlüğe duyduğu özlem ,hayatı boyunca bir eşyaymış gibi alınıp satılması, onun yaşadığı yalnızlığı ve kırgınlığı daha da acı hale getirmekte. Özellikle sevdiği kişiye kavuşamaması, romanda hüzün duygusunu güçlendirirken bir yandanda insanın kader karşısındaki çaresizliğini derinden hissettirir. Sergüzeşt insanın özgürlüğünün ne kadar değerli olduğunu anlatan, okunduktan sonra uzun süre etkisi devam eden hüzünlü bir romandır. Dilber’in yaşadıkları sadece onun hikâyesi değil, aynı zamanda toplumdaki adaletsizliklerin de bir yansımasıdır. Roman bittiğinde insanın içinde derin bir burukluk ve düşünme isteği bırakmakta.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,5bin okunma
8/10
·84 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
Herkese günaydınlar! Öğlen okuyorsanız iyi öğlenler, akşam okuyorsanız iyi akşamlar. Dün gece ufak bir maratonla bitirdiğim Küçük Şeyler'den bahsedeceğim. Kitabımız, günlük hayat hakkında birkaç hikâyeden -okurken biraz uyku sersemi olduğum için tam hatırlamıyorum ne yazık ki- oluşuyor. Hikâyelerin her birini beğendim. Samipaşazade Sezai'nin yazım dilini de çok beğendim. Kendisinden okuduğum ilk eseri bu ve inşallah başka eserlerini de okuyacağım. Spoiler! En beğendiğim hikâye sanırım Dilsitan'ın hikâyesiydi ama en üzüldüğüm hikâye de ona aitti. Başını sokmak için girdiği ve hizmetlilik yaptığı o evde ev sahibi Behçet Bey tarafında zorla öpülmesi, bir ilişkiye zorlanması ve bunu reddetmeye çalışınca dayak yemesi... Tam Behçet Bey'e âşık olduğu zaman ise onun evlenip düğün parası için kendisini -yani Dilsitan'ı, yanlış anlaşılmasın- satacağını öğrenmesi ve yataklara düşmesi gerçekten hüzünlendirici bir şekilde yazılmıştı, yani olması gerektiği gibi. Buradan da yine anlamış olduk ki, her erkek olmasa da bir erkek bir kadının hayatını mahvedebiliyor. Spoiler bitti! :) Küçük Şeyler herkese uygun bir Türk klasiği değil ne yazık ki. Günümüz Türkçesine çevrilse de hâlâ çok fazla Osmanlıca terim var, ben bunları anlamak için sık sık babama soru sordum. Ama eğer Osmanlıca sizi rahatsız etmez diyorsanız ve günlük yaşantıya benzer ancak çok daha heyecanlı ve birazcık hüzünlü hikâyeler arıyorsanız bu kitabı öneririm. Beni okuduğunuz için teşekkür ederim.
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Açık Parantez “Açık Parantez” Yazar Bilal Can ve Şair Ethem Erdoğan’ın -şiirin dünü bugünü yarını- ana başlığında şiiri ve şairi konu edindikleri kitaplarıdır. Çıra Yayınları etiketiyle, Ekim 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. Doksan dört sayfa hacmindeki eser, on bölümden müteşekkildir. Her bölüm, birden fazla soru cevap şeklindeki konuşmalardan oluşmaktadır. Yazar Bilal Can, konuşulması istenilen konunun kritiğini yaparak sözü alır ve devamında ilgili konunun sorusunu sorarak sözü Ethem Bey’e verir. Her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde konu üzerinde söz alıp söz verme ile anlatım ilerlerse de daha çok Bilal Can Bey’in soruları üzerinden anlatım şekillenmektedir. Mesela Yazar Bilal Can, şiir konusu hakkında kendi fikirlerini serdettikten sonra ilgili sorusunun bir tanesini şu şekilde sormaktadır; “Şiir halen bir arayışın ürünü müdür yoksa kendini bulanların giriştiği bir “tavır” meselesi midir?” (Bilal Can, s. 71) Gibi. Şair, edebiyat işçiliğiyle soylu bir üretimi temsil etmektedir. Geçmişe göre günümüzde şair, “ulvi bir şahsiyet” hüviyetini taşımasa da yine şair, bir yontucu titizliğinde görevini ifa etmektedir. Şiirin tilmiz, kalfa ve usta boyutlarındaki yol alışlarıyla beraber, “Şiir geçmişe atıflarla ilerler” diyen Behçet Necatiğil tavrıncadır. Söylem, form ve modern yapı ile beraber şiirlerde hareket ve etnometodoloji de aranmaktadır. Elbette ki köpüğü alınmış okuma ritmine kavuşmuş şiirleri de bunlara dâhil edebiliriz. Şiirin tanımıyla beraber, şiirin ne'liği, şiirde ses, tını, biçem, öz, şiiriyet, anlam, şiirin etki gücü ve desibeli, şiirde ima, estetik, metafor, retorik, akıl ve metafizik, anlam derinliği, iştiyak, şiirin iyileştirici gücü, şiirde memba edinmek, şiirde bilinç ve bulunç ile şairin eski ve yeni konumu gibi onlarca ayrıntıya açılım
Açık ParantezBilal Can · Çıra Edebiyat Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 18:53
Türk edebiyatında Romantizmden Realizme geçişin en zarif köprüsü olan Sergüzeşt, sadece bir aşk hikâyesi değil; insan onurunun "eşya" yerine konulmasına karşı yazılmış sessiz bir çığlıktır.Sami Paşazade Sezai, Kafkasya’dan koparılan küçük Dilber’in hüzünlü yolculuğu üzerinden, dönemin kanayan yarası olan esaret (kölelik) kurumunu sert bir dille eleştiriyor. Dilber ve Celâl Bey arasındaki imkânsız aşk, sadece sınıfsal farklara değil, insanı mal gibi gören köhne bir zihniyete çarpıp parçalanıyor.Kitapta beni en çok etkileyen, yazarın Dilber’in iç dünyasını ve çaresizliğini işlerken takındığı o gerçekçi tavır oldu. Tanzimat edebiyatının o ağdalı yapısından sıyrılıp, insan ruhuna dokunan tahliller yapması eseri ölümsüz kılıyor. Nil Nehri’nin sularında son bulan bu "macera", hürriyetin aslında bir nefes kadar elzem olduğunu hatırlatıyor.Klasik okumayı sevenlerin mutlaka kitaplığında bulunması gereken, kısa ama etkisi uzun süren bir başyapıt.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,5bin okunma
8/10
·112 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 08:52
Kitap kaçırılıp köle olarak satılan küçük bir kız olan Dilber’in hayatı yer alır. Daha çocuk yaşta ailesinden koparılan Dilber, farklı konaklarda hizmetçi olarak çalıştırılır, kötü muamele görür ve sürekli el değiştirir. Dilber’in hayatı, bir süre sonra iyi kalpli bir genç olan Celal Bey ile kesişir. İkisi arasında bir yakınlaşma olsa da, dönemin toplumsal yapısı ve “cariye” statüsü bu aşkın yaşanmasına izin vermez. Sergüzeşt, kısa olmasına rağmen etkisi uzun süren bir roman. Özellikle Dilber’in yaşadığı çaresizlik insanın içine işliyor. Kitapta en çok dikkat çeken şey, özgürlüğün değerini çok sert bir şekilde yüzüne vurması. Dilber’in fiziksel olarak kurtulma ihtimali doğsa bile ruhen özgür olamaması, romanın en çarpıcı noktası. Eser Tanzimat dönemi özelliklerini taşıdığı için dili günümüze göre biraz ağır. Betimlemeler güçlü, duygusal anlatım ise oldukça etkileyici. Anlamını bilmediğim kelime sayısı oldukça fazlaydı. Okurken sürekli sözlükten yararlandım. Açıkçası kitap biraz ağır ilerliyor gibi hissettirebilir ama verdiği mesaj o kadar güçlü ki buna değiyor. Özellikle sonu insanı gerçekten sarsıyor.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,5bin okunma
Esir
6/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 16:57
​Kafkasya’dan konaklara hizmetçi olarak satılan esir Dilber’in hikâyesi... ​Ruhu da esirdir; efendisi izin verdiği kadar insan olabilir. Dönemin sınıfsal farklılıkları, İstanbul gibi bir şehirde çok fazladır. Her aile diğer ailelerden yukarı çıkmak, çocuklarını daha üst bir sınıftan biriyle evlendirmek ister. Ailenin üst sınıfa çıkması için en kısa yolun bu olduğu konuşulur. Dilber, gittiği konakta Celal Bey’in kendisine ilgi duymasıyla ona aşık olur. Celal Bey esir değildir ama o da Dilber'in aşkına esir olur. ​Hikâyenin finali karanlık bir atmosfer içinde geçer. Mekân betimlemeleri detaylıdır. Karakter gelişimleri, her karakterin birbirini etkilemesi üzerinedir. Sadece bir aşk hikâyesi değil; her karakterin bir diğerinin hayatını kökten değiştirdiği, sınıfsal duvarların insan onurunu ezdiği karanlık bir tablodur.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Can Yayınları · 202056,5bin okunma