Sezai Bey
Özellikle bizimki gibi çok dinli, ırklı, kültürlü ülkelerde, akıllı politikacılar milliyetçiliği kanırtmamamlı. Çok gerekiyorsa, onun alternatifi olan vatanseverlik ipine sarılmalı.
Sayfa 338
İltifatın güzelliğine düşülür Celal Bey :))
"Ta şu ufkun üzerinde , senin gönlüne bakan iki eş yıldız, düşündüklerini Zühre'ye söylemek için ufuklara doğru uzaklaşan iki beyaz güvercini andırmıyor mu? Bunlar güzel, hepsi güzel! Fakat sen onlardan daha güzelsin... "
Sayfa 42·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Nereden Nereye
Fatih, yaptırdığı ve vakfettiği medreselerde kendisi için bir hücre ayırmak isteyince, hocalar "imtihan ederiz. Eğer başarırsan bir oda veririz" dediler. Fatih, imtihan oldu ve öyle bir hücre sahibi oldu. Hocalar, bu hücreyi istemeğe, Fatih'in ilim aşkının sebep olduğunu ve onun, bilgisiyle, çalışmasıyla buna lâyık bulunduğunu bilmez değillerdi elbet. Ama, kötü bir örnek olmasından korkup imtihansız bir hücre vermediler ona. Bir yol açılmasından korktular. Verselerdi, daha sonra, aklına esen padişah, vezir, bey gelecek, bir oda işgal edecek, daha sonra da istediğine verecek, medrese de iç hürriyetini yitirecek, giderek de yozlaşacaktı. Fatih için konan bu kural ve benzeri kurallar, uzun süre tasalluttan, müdaheleden korudu medreseyi. En son durumda bile, zaman zaman nice onurlu olduğunu gösterdi o. Tanzimat'tan sonraki üniversitede ise, bu kişilikten eser kalmadı.
Sayfa 41·Kitabı okudu
1000Kitap
Şimdi hangi çocuk ve hangi şehir içinn !!
-kapadın mı iyice taşı -taş kendi kendine kapandı -o kıvılcım saçan nedir içerde -gözlerimizdir -şehir bizim ansızın yitişimize ne diyecektir -şehir evlerini büyütecek badanasını yenileyecek fırınlarını kapatacak yeni fırınlar açacaktır süt sağacak köpüklenecek şarabın kıvamında yenilikler devrimler yapacak ve bizi unutacaktır -bizi unutmayacaktır her bey değişiminde her üye seçiminde her çocuk ölümünde her sayfa açışta her kitap yayınlanışında her kitap yakışında her sürü dönüşünde bizi ansıyacaktır her su kuruyuşunda her açlıkta her vebada her şimşek çakışında katedrali uğuldatan gök gürültüsünde mermer yaran depremde bizi ansıyacaktır her define buluşunda bizi unutsa da
Hayata Dair
20 Temmuz 1906 tarihli "Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti'nin Tensikat-ı Dahiliyesine Dair Beyanname" ile, örgütün yönetimini daha düzenli yürütmek için, iç teşkilatlanmanın önemine göre dört kısma ayrılmasına, her kısımda önemine göre iki veya daha fazla üyenin bulunmasına karar verildiği şubelere duyuruldu. Bu işbölümüne göre, Fransızca Meşveret ve yabancılarla ilişki­leri Ahmet Rıza Bey yürütecekti. Türkçe Meşveret’in idare ve yazı­ işlerinden Sami Paşazade Sezai Bey sorumlu olacaktı. Cemiyetin hesap işleriyle Mustafa Fazıl Paşazade ve Doktor Nazım ilgileneceklerdi. Şubelerle olan yazışmaları ise Doktor Nazım ve Doktor Bahattin Şakir sürdüreceklerdi.
Sayfa 58 - Örgütlenme Yılları·Kitabı okudu
Alıntı
Ahmet Rıza Bey, Fransızca ve Türkçe çıkan Meşveret gazetesinde "ademi merkeziyet" fikrini şiddetle eleştirmeye başladı. Prens Sabahattin de, İttihatçılarla yollarını ayırarak "Teşebbüsü Şahsi ve Ademi Merkeziyet Cemiyeti" ni kurdu. 1906 yılından itibaren bu cemiyetin yayın organı olarak Terakki çıkmaya başladı. Doktor Nihat Reşat, Doktor Sabri, Doktor Rifat, Miralay Zeki, Hüseyin Tosun, Milaslı Murat, Hüseyin Siyret gibi isimler bu cemiyetin taraftarı oldular. Ademi merkeziyeti savunan cemiyetin umumi katipliğine de Fazlı Bey getirildi. Ahmet Rıza Bey grubunun genel merkezini de "Terakki ve İttihat Cemiyeti" adı altında Ahmet Rıza, Sami Paşazade Sezai, Sancak gazetesi sahibi Ahmet Saib ve Doktor Nazım, Doktor Bahattin Şakir Beyler ve Prens Mehmet Ali Fazıl Paşa oluşturuyordu.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam