Adalet yasaya başvurmayı gerektirirdi ve yasa daima, yasaları yürütenlerin kaprislerine ve önyargılarına tabi olan, hiç güvenilmez bir metrese benzerdi.
"Korkmamalıyım. Korku akıl katilidir. Korku, toptan yok olmayı getiren küçük ölümdür. Korkumla yüz yüze geleceğim. Benim üzerimden ve içimden geçip gitmesine izin vereceğim. Ve geçip gidince de iç gözümü çevirip onun izlediği yola bakacağım. Korku gidince hiçbir şey kalmayacak geriye. Yalnızca ben kalacağım."
Disiplinlerin çoğu, özgürleştirmek için değil, sınırlamak için düşünülmüş gizli disiplinlerdir. "Niçin?" diye sorma. Nasıl?" diye sorarken İyi düşün. "Niçin?", paradoksa götürür kaçınılmaz bir şekilde. "Nasıl?' sizi bir nedenler ve sonuçlar evrenine hapseder. Bunların ikisi de sonsuzluğu yadsır.
Şu “bütün” duygusunda gerçek payı yok değil. Ilık bir yaz günü çimenlere uzanmış yatarken, siz de duymuşsunuzdur bu duyguyu. Bacaklarınızın toprağa kök saldığını. Saçlarınızın başınızda yaprak yaprak olduğunu. Bütün duygusu bu işte. Ne var ki hakikatle oynanıyor, insanlar geçici bir duyguyu evrensel geçerliği olan bir şey gibi yorumluyor ille de.