Kölelik Dönemeci, tarihsel roman türünde yazılmış; Kırım, Çerkesya ve Osmanlı üçgeninde kölelik düzenini, siyasal çıkar ilişkilerini ve toplumsal çözülmeyi konu alan iddialı bir eserdir. Romanın temel gücü, tarihsel bir dönemin siyasal karmaşasını bireylerin yaşamına, özellikle de kölelik kurumu üzerinden, somut biçimde yansıtabilmesidir. Ancak bu güçlü tarihsel malzemeye rağmen eser, anlatı tekniği bakımından ciddi sorunlar taşır.
Romanın en belirgin yapısal problemi, tekrar duygusunu fazlasıyla hissettiren anlatımıdır. Bir olay önce doğrudan yaşanır ya da bir karakterin gözünden aktarılır; ardından aynı olay başka kişilerin sohbetlerinde yeniden anlatılır. Zaman zaman bu tekrar üçüncü bir anlatıcı üzerinden sürdürülür. Buradaki sorun, farklı bakış açılarıyla olayın anlamını derinleştirmek değil; çoğu kez okurun zaten bildiği sahnenin yeniden özetlenmesidir. Bu durum anlatıyı ağırlaştırır ve okuma zevkini belirgin biçimde azaltır. Olayların sürekli ikinci ve üçüncü elden tekrar edilmesi, romanın dramatik akışını kesintiye uğratır.
Bir diğer önemli sorun ise romanın çok sayıda olaya ve karaktere yayılma çabasıdır. Bilbaşar, yalnızca köleliği değil; Osmanlı saray siyasetini, Kırım hanlığı içindeki iktidar mücadelelerini, Çerkes topluluklarının yaşamını ve Rus etkisini aynı anda işlemeye çalışır. Fakat bu genişleme, romanın merkezdeki meselesi olan köleliğe yeterince yoğunlaşmasını engeller. Eserde birçok ilginç tarihsel olay açılır, fakat bunların bazıları gerektiği kadar işlenmeden kapanır. Bu yüzden roman, sonunda tam olarak olgunlaşmamış ve bazı yönleri eksik bırakılmış hissi verir. Özellikle finalde, olayların Osmanlı paşasının yanında bulunan ve gelişmeleri kaydetmekle görevli bir kişinin raporu üzerinden toparlanması, anlatısal açıdan kolaycı bir çözüm izlenimi