İntihara meyil nedenselliği
7/10
·116 syf.··
2020 105. kitabı
1942'de yayınlanan #alacakaranlık kitabında #sadıkhidayet 'in #julesverne #omerhayyam #freud gibi düşünür ve yazarlardan açıkça etkilendiğini gördüğümüz 7 hikayesi yer alıyor. İlk hikayede; günümüzden iki bin yıl sonra SGLL adlı serumla her sorununu çözmüş insanlığın mutsuzluğuna son vermek için toplu intiharı, ikinci hikayede; kocasından yediği kırbaçları sevecek kadar sado-mazoşist eğilimler gösteren cahil ve çocuğunu terk edecek kadar zalim bir kadının acılarını, üçüncüde; Fransa'da eğitim alan , içine kapanık, görücü usulüyle evlendirilmek istenen İran'lı bir gencin seksuel istek ve arzularını cansız bir mankende bulmasını, dördüncü hikaye Dua'da; bir Zerdüşt mezarlığındaki ruhlar arasında geçen ve ölümü sorgulayan tartışmaları, beşincide; ölü bir kadının ruhunun saz çalmasının betimlendiği ve hurafelerin alaya alındığı bir tür mizahı, altıncıda; İran medeniyetinin İslamlaştırıldığı dönemde Arap medeniyetinden çok üstün olmasını ve son hikayede ise; insan ırkının ataları olarak betimlenen maymunlar bazında şekillenen ihanet ve ihtirası okuyacaksınız. Açıkçası; bu kitap konuların ele alınışıyla tipik bir #sadıkhidayet kitabı ve okunmalı. Kafasına intiharı takmış bir aydının kendince sebeplerinin açıklanması bazında insanlığın durumunu gerek ülkesindeki şartlar gerekse yeryüzü etrafında güncellemesi. Büyük yazarlar göremediğimiz pek çok acılar çekiyor ve bazıları kurtuluşu intiharda buluyor. Ve bu kitap da yaşamının kendi eliyle sonuna yaklaşmış bir yazarın sessiz fısıltıları sanki...
Edebiyat
AlacakaranlıkSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20181,069 okunma
Puan vermedi·122 syf.··
Beğendi
·
2018 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2018 21:30
-Alacakaranlık mı dediniz Hidâyet? Hani şu yarı aydınlığı temsil eden alacakaranlık. -Evet evet o. Yarı aydınlık hali. Sadık Hidâyet'in dünyasına tutulan cılız bir mum ışığından dökülenleri okurken iç sesim durmadı. Zaten içimin hiç sustuğunu duymamışımdır :) SGLL'yi ne iyi etmiş de yazmışsın. Şöyle tam da içinde bulunduğumuz zamanda sokakta dolaşana, kahkaha atana, üç yaşındaki çocuğa, kediye, köpeğe, canlı cansız ne bulduysa "kendimi tutamadım abi" saçmalığına sığınan sapkın zihniyetine ne kadar uygun bir serum. Sen yazarken tüm yazdıklarını haksız çıkaran bir son yazsan da ben, bu, insandaki şehvet duygusunu yok eden serumu ciddi ciddi bu zihniyete enjekte etsek nasıl da ferahlar şu toplum diye düşündüm. Bilmem okuyanlar/okuyacaklar ne der? "Erkeğini Kaybeden Kadın" öyküsünde sen karşıma öyle bir kadın çıkardın ki sevilmemek de acaba bir imtihan mı? diye düşünmeden edemedim. Üstelik sadece İran'da yok bu kadınlar be Hidâyet, bunlar dünyanın her yerinde. Biliyor musun hala ama hala aynı işkenceleri hatta belki daha fazlasını çekiyorlar, saygısızlığı hiç yaşamadıkları sevgi ile nasıl kıyas edeceklerini hiç bilemeden yaşamaya devam ediyorlar. Nefes almak yaşamak mı Hidâyet, sen bilirsin bunu? Sahi o çocuğa ne oldu, neden onu bu öyküde sevgisizliğe gömdün. Bir çocuk bir evliliği kurtarmaya yetmezdi evet ama neden onun sonunu annesine benzettin? Yanan bu cılız mumu söndürmeye ne kadar isteklisin. Sevgi çok önemli değil  mi Hidayet? Bazen düşünüyorum Maslow "İhtiyaçlar Piramidi"ni yeniden inşa edecek olsa ilk basamağı 2'ye ayırır ve "ruh beslenmesi" adını vereceği sevgi ihtiyacını bu ilk basama yerleştirirdi. Sen sevgiyi güzel anlatırdın aslında, sevgisizliğe pencerelerini bu kadar açmasaydın. Görüyorum her şeyi sorgulamışsın; dini, yaşam ve ölümü,  ölümden sonraki
Hukuk
AlacakaranlıkSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20181,069 okunma