İlk sevgilimle sonsuza dek birlikte olacağımızı sandım. O ilişki bitince bir daha bir kadını öyle sevemeyeceğime inandım. Bir kez daha bir kadın hakkında aynı şeyleri hissettiğimde, bazen aşkın yeterli olmadığını düşündüm. Sonra her bireyin neyin “yeterli” olduğuna karar vermesi gerektiğini, aşkın ne olmasına izin verirsek o olacağını fark ettim.
Bakın bir şiire denk geldim, şöyle diyor:
"tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek."
Hepimizin karanlık, gün görmemiş tarafları var. Zifiri, pis, benzer seslerin yankılandığı dehlizler...
Birine bu dehlizi göstermek için sebepler yaratmayız, saklarız gizleriz. Sonra biri bu karanlığa razı gelir, bu dehlize karşı beylik laflar eder. Tıpkı Orpheus gibi... Orpheus'un, eşi Eurydice'i yeryüzüne çıkarabilmek için yapması gereken tek bir şey vardı:
"Yer yüzüne çıkana kadar arkasına dönüp bakmayacaktı."
Ama tam çıkışa yaklaşırken, dayanamayarak arkasına baktı ve Eurydice sonsuza kadar yeraltında kaldı. İşte bu sebeple sevgili okur, önce dehlizini sev, önce karanlığını...
ihmal edilmeyen telefonlar bekliyorsun, dakik ve
ilgi dolu. anne oluyorsun bütün aşıklarına. ve
çocukların oluyorlar bilmeden. ve bu resimde
kalmayı bu denli çok isterken, çekip.. çıkıp
gitmeli diyorum.
Selîm Temo