Bir insan, milyonlarca yıldızın yalnız bir tanesinde filizlenen bir çiçeği sevecek olursa, yıldızlara bakması onu mutlu etmeye yeter. Kendi kendisine ‘’Çiçeğim oralarda bir yerlerdedir…’ diye düşünür. Fakat koyun çiçeği yerse onun için bütün yıldızlar sönmüş gibi olur. Bu da mı önemli değildir?
Geceleri sabahlara kadar okumayayım da ne yapayım? Ben, el ayak çekildikten sonra odamın kapısını sürmeleyip kitaplarımla baş başa kalmak saatini dört gözle beklerim. Çünkü, bu ömrümün bütün hazin sergüzeştini ve yaşadığım anın ağır sıkıntısını unuttuğum tek saattir. O vakit bu çıplak ve yalçın oda, gerçek dünyadan daha geniş, daha ferahlı bir alemin munis, sevimli ve her biri sihir füsunla yoğrulmuş mahlukları ile dolmaya başlar.