"Sözler birer tohumdur, Casiopea. Sözlerinle hikâyeler işlersin, hikâyeler mitleri doğurur ve mit de gücü. Evet, dile getirdiğin şeylerin gücü vardır," dedi Hun-Kamé. (..) Dile getirdikleriniz güçlenir ama hiç dile getirilmeyenler de insanın yüreğinde derin yaralar açar, o yüreği paramparça eder de dudakların arasından tek hece olsun kaçmaz.
Hepimizin de şu ya da bu şekilde travma yaşadığımıza kesinlikle inanıyorum. Kusursuz ana babalar, kardeşler, komşular, arkadaşlar dünyası dışında nasıl olur da böyle şeyler yaşamazdık? Sonra çoğu şeyin bağlı olduğu, bu travmaya nasıl tepki gösterdiğimiz sorusu var: bu travmayı kabullenmemiz ya da bastırmamız ve bunun başkalarıyla olan ilişkilerimizi nasıl etkilediği. Bazıları travmayı kabul edip onu hafifletmeye uğraşıyor, bazılarıysa yaşamlarını travma görmüş başkalarına yardım ederek geçiriyor ve bir de esas kaygısı, ne pahasına olursa olsun kendilerine daha fazla zarar verilmesinden kaçınmak olanlar var. Bunlar acımasız olanlardır ve dikkat edilmesi gereklidir.
(...) kelebeğin güneşin sıcağında bir yaprağa konması, kanatlarını açması, simetrisi göze hoş gelir. Tanrı'nın çizdiği desenler, detayların bereketi, farkına bile varmadığımız her türlü çeşitliliğe bahşettiği güzellik beni her zaman şaşırtır. Yaratılış o kadar zengin ve bereketli, dünya henüz bilmediğimiz şeylerle öyle dolu ki bunları düşünmek bile beni aciz kılıyor.
"İnsan çift yaratılmıştır," dedim kendi kendime. "İçimde iki insan hissediyorum," diye yazmıştı bir kilise papazı. İki ruhun birbiriyle yarışı, tüm organlarında birbirine benzeyen iki kısım taşıyan bedenin içine bu karışık tohumu ekmişti. Her insanda bir seyirci ve bir aktör, bir konuşan bir de cevap veren vardır. Şarklılar bunda iki düşman görmüştür: İyi ve kötü cin. “Ben iyi cin miyim? Yoksa kötü cin mi?” diye soruyordum kendi kendime. “Her halükârda öteki bana düşman... Bu iki ruhun ayrılacağı bir durum veya yaşın olmadığını kim biliyordu? Bir maddi yakınlıkla aynı bedene bağlı bu iki ruhtan belki birine şan ve mutluluk vaat edilmiş, diğeriyse yok olmaya veya ebedi ıstıraba mahkûm edilmişti."