Nefret ve öfke yok etmeye programlanmış duygulardır ve olgunlaşmanın en büyük işareti yıkıcı duyguları yapıcı olanlarla değiştirebilmektir. Fakat yine de insanın özgürlüğünü kaybetmektense kendini yok etmeyi tercih etmesi bize özgürlüğün ne denli kıymetli bir şey olduğunu kanıtlamalıdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
1984" romanında çok net gösterildiği gibi, şayet bir hükümet halkın özgürlüğünü çekip alıyorsa, halkın kendisinden nefret etmesini engellemek amacıyla nefreti ve öfkeyi dışarıya akıtmak zorundadır. Aksi takdirde toplu psikoz vakaları kaçınılmaz olur. Psikolojik açıdan ölmüş insanların bu tip hükümetlere hiç yarar sağlamayacağı açıktır.
Özgürlüğünden bir biçimde vazgeçmeye zorlanmış bir insanın besleyeceği nefret duygularının boyutunu anlayabilirsek, özgürlüğün de bireyin varlığı için arz ettiği değeri kestirebiliriz.
Simone de Beauvoir ahlak üzerine yazdığı kitabında şunları der: "Yaşam kendi varlığını devam ettirme ve kendini aşma uğraşısıdır. Eğer sadece varlığı korumak söz konusuysa yaşamanın ölümden farkı kalmadığı gibi insan ile bitkiyi ayırmak da imkansızlaşır."