Gerisi kalır. Kök, gerçek olan. Buradaki herkes acıyı öğrenecek; eğer elli yıl yaşarsak, elli yıldır acıyı biliyor olacağız. En sonunda da öleceğiz. Bu doğuşumuzun koşulu. Yaşamdan korkuyorum! Bazen ben- çok korkuyorum. Herhangi bir mutluluk çok basit gibi geliyor. Yine de her şeyin, bu mutluluk arayışının, bu acı korkusunun tümüyle bir yanlış anlama olup olmadığını merak ediyorum... Ondan korkmak veya kaçmak yerine onun... içinden geçilebilse, aşılabilse. Arkasında bir şey var. Acı çeken şey benlik; benliğin ise- yok olduğu bir yer var. Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Ama gerçekliğin, rahatlık ve mutlulukta görmediğim, acıda gördüğüm gerçeğin, acının gerçekliğinin acı olmadığına inanıyorum. Eğer içinden geçebilirsen. Eğer sonuna kadar ona dayanabilirsen." "Yaşamımızın gerçekliği sevgide, dayanışmada," dedi uzun boylu, parlak gözlü bir kız. "İnsan yaşamının gerçek durumu sevgidir." Bedap başını salladı, "Hayır. Shev haklı," dedi. "Sevgi, acının içinden geçme yollarından yalnızca biri, bazen yanılıp ıskalayabilir. Acı hiçbir zaman ıskalamaz. Ama bu yüzden ona dayanma açısından pek seçeneğimiz yok. İstesek de, istemesek de katlanmak zorundayız."
"Shev, hiç teşbih usulünde 'hastalık' denen şeye, toplumsal sevgisizliğe, mutsuzluğa, yabancılaşmaya, bütün bunlara yine teşbih yoluyla acı, acı çekme de denebileceğini düşündün mü? Ya da acı gibi bunun da organizmada bir işlevi olduğunu?" "Hayır!" dedi Shevek şiddetle. "Ben kişisel, ruhsal terimlerle konuşuyordum." "Ama fiziksel acıdan, yanıklardan dolayı ölen bir adamdan söz ediyordun. Bense ruhsal acıdan söz ediyorum! İnsanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. Değişme özgürlüktür, değişme yaşamdır - Odocu düşünce için bundan daha temel şey var mı? Ama artık hiç bir şey değişmiyor! Toplumumuz hasta. Biliyorsun. Sen de onun hastalığını yaşıyorsun. Onun intihara sürükleyen hastalığını!"
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Acı ıskalamaz
“Acı var,” dedi Shevek ellerini açarak. “Gerçek. Ona yanlış anlama diyebilirim, ama var olmadığını veya herhangi bir zamanda yok olacağını varsayamam. Acı çekme, yaşamamızın koşulu. Başına geldiği zaman fark ediyorsun. Onun gerçek olduğunu anlıyorsun. Tabii ki, tıpkı toplumsal organizmanın yaptığı gibi, hastalıkları iyileştirmek, açlık ve adaletsizliği önlemek doğru bir şey. Ama hiçbir toplum var olmanın doğasını değiştiremez. Acı çekmeyi önleyemeyiz. Şu acıyı, bu acıyı dindirebiliriz, ama Acı’yı dindiremeyiz. Bir toplum ancak toplumsal acıyı –gereksiz acıyı– dindirebilir. Gerisi kalır. Kök, gerçek olan. Buradaki herkes acıyı öğrenecek; eğer elli yıl yaşarsak, elli yıldır acıyı biliyor olacağız. En sonunda öleceğiz. Bu doğuşumuzun koşulu. Yaşamdan korkuyorum! Bazen ben çok korkuyorum. Herhangi bir mutluluk çok basit gibi geliyor. Yine de her şeyin, bu mutluluk arayışının, bu acı korkusunun tümüyle bir yanlış anlama olup olmadığını merak ediyorum… Ondan korkmak veya kaçmak yerine onun… içinden geçilebilse, aşılabilse. Arkasında bir şey var. Acı çeken şey benlik; benliğin ise– yok olduğu bir yer var. Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Ama gerçekliğin, rahatlık ve mutlulukta görmediğim, acıda gördüğüm gerçeğin, acının gerçekliğinin acı olmadığına inanıyorum. Eğer içinden geçebilirsen. Eğer sonuna kadar ona dayanabilirsen. “Yaşamımızın gerçekliği sevgide, dayanışmada,” dedi uzun boylu, parlak gözlü bir kız. “İnsan yaşamının gerçek durumu sevgidir.” Bedap başını salladı. “Hayır. Shev haklı,” dedi. “Sevgi, acının içinden geçme yollarından yalnızca biri, bazen yanılıp ıskalayabilir. Acı hiçbir zaman ıskalamaz.”
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
"Shev, hiç teşbih usulünde 'hastalık' denen şeye, toplumsal sevgisizliğe, mutsuzluğa, yabancılaşmaya, bütün bunlara yine teşbih yoluyla acı, acı çekme de denebileceğini düşündün mü? Ya da acı gibi bunun da organizmada bir işlevi olduğunu?" "Hayır!" dedi Shevek şiddetle. "Ben kişisel, ruhsal terimlerle konuşuyordum." "Ama fiziksel acıdan, yanıklardan dolayı ölen bir adamdan söz ediyordun. Bense ruhsal acıdan söz ediyorum! İnsanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. Değişme özgürlüktür, değişme yaşamdır- Odocu düşünce için bundan daha temel şey var mı? Ama artık hiç bir şey değişmiyor! Toplumumuz hasta. Biliyorsun. Sen de onun hastalığını yaşıyorsun. Onun intihara sürükleyen hastalığını!"
Sayfa 141·Kitabı okudu
Kitabın Özeti Güzel Kitap
Sosyalist Komünist İdeoloji Cennetti Vaadediyor. Cennet için herkes fedakarlık yapmalıdır. Birey olmasan da olur. Anarşizm mutlak bireyci. Mutlak birey olabilir mi? Bir kalabalığın öğeleri değil, bir topluluğun üyeleri olduklarından kitle psikolojisiyle hareket etmiyorlardı (13). Her profesyonel gibi o da sağırdı (17). Bilgi nazlanmaları, büyüklenmeleri, incinmeleri, kırılmaları, darılmaları umursamaz. Anarres anarşist. Urras kapitalist. Yapma Shev dedi nesnelere sahip olamayacağını biliyorsun (32). Nesnelere sahip olmak? Benim yemeğim, benim tabağım yok mu? Yemek ortak tabaktan yenince daha mı iyi? O zaman sofranın hakimi yemektir. Ama bir aşama üstte de yemek yoktur böyle bir ortamda. Diğerinin isteğine odaklanırsa yine yemek düşünülüyor. Çünkü o yesin diye düşünülüyor. Ömer hocanın bitmesini istediği şeye başlangıçta saldırması bu çok güzelmiş demesi gibi. Birey olmadan TOPLUM nedir? Konuşma paylaşmadır birlikte yapılan bir sanat. Sen paylaşmıyorsun yalnızca bencillik ediyorsun (33). Matematik: Her şey değişebilir, ama hiçbir şey yitirilmez. Eğer sayıları görebilirseniz bunu anlayabilirdiniz; dengeyi, şekilleri, dünyanın yapı taşlarını görürdünüz. Ve onlar sağlamdır (35). Rol onları yönetiyordu (41). Hapishane deneyi. İçe Kapanmak Zaafiyet Göstergesidir: Biraz açılmaya dayanamayacak kadar zayıf mıyız? Her neyse hepsi hasta olamaz. Toplumları nasıl olursa olsun bazıları iyi olmalı. Burada da insanlar farklı farklı oluyor değil mi (45)? Yalıtma Fantaziyi Besler: Peki Urras’tan korkmanın akıllıca olabileceğini kabul ediyorum. Ama nefret niye? Nefret işlevsel değil, neden öğretiliyor bize (45)? Düşünce çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür (69). Üstünsen korkmazsın (Cuma gibi insanları engellemeye
"Shev, hiç teşbih usulünde 'hastalık' denen şeye, toplumsal sevgi­sizliğe, mutsuzluğa, yabancılaşmaya, bütün bunlara yine teşbih yoluy­la acı, acı çekme de denebileceğini düşündün mü? Ya da acı gibi bunun da organizmada bir işlevi olduğunu?" " Hayır ! " dedi S hevek şiddetle. "Ben kişisel, ruhsal terimlerle konuşuyordum . " "Ama fiziksel acıdan, yanıklardan dolayı ölen bir adamdan söz edi­yordun. Bense ruhsal acıdan söz ediyorum! İnsanların yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden.
Sayfa 141 - Metis Yayınevi, Birinci basım, Mart 1990·Kitabı okudu