Sur ve Norma’nın aşkının gölgesinde 60ların İstanbulu. Ötekileştiren, eleştiren, zaman zaman da kabalaşan. Bugünlerin ayak sesi o zamandan belliymiş. Romantikleştirmeden, gerçekçi bir dille yazılmış olması beni çok etkiledi.
Gurbet , kendi memleketinde veyahut dışarıda hissedilen gurbet, ancak bu kadar yalın, kısa ve içten anlatılabilirdi. Agota, sade cümleleri ile bizi derinden sarsan,
çok büyük bir yazar…
Okumaz YazmazAgota Kristof · Can Yayınları · 20233,692 okunma
Okurken ince bir sızı burnumda… Kaybedilen bir ortak yaşam ihtimali, Üsküdar’ın merkezinde bir zaman varolmuş ancak şuan izine bile rastlayamayacağımız şekilde yok olan gül bahçeleri, bize hiç aktarılamamış yürekten birarada yaşama isteği… Bize hiç miras kalamamış değerleri kaybetmenin üzüntüsü… İşte bu kitabı okurken size eşlik edecek duyguların özeti.
Bilge Karasu , her on yılda bir okunması gereken bir yazar, 20lerimde okuduğum Narla İncire Gazel, 30larımda bambaşka anlamlar yarattı. Yabancılık duygusunu, bir ülkeye millete değil sadece ama aynı zamanda kendimize, yaşadığımız gerçekliğe olan aitliğimizi, yarı masal yarı gözlemle anlatması hoşuma gitti. Doğal gizemciliği sanırım her okuyanın bambaşka yorumlamasına neden olacak.
Nurdan Gürbilek kalemi diye, geç tanıştığım bir gerçeklik var. Edebi eserlere arkeolog titizliğinde kazı yaparken, insan olmaya, toplum olmaya ve yaralamıza değen…
Bu kitapta da edebi eserlerdeki sessizi , sesi çok çıkan sistem, felaket, baskı üzerinden duru bir şekilde anlatmış. Utançla ilgili analizinde üzülmedim desem yalan olur, belki de bugünlerde , birarada yaşarken, en çok eksikliğini duyduğumuz şey olduğu için olabilir.