Stefean Zweig’ın yıllar önce okuduğum satırları aklıma geldi. Uçakların icadı
Zweig’ın neslini çok heyecanlandırmış, dünyada savaşların sonunun geldiğine
inandırmıştı. Uçaklar havadan uçtuğuna göre sınır falan tanımazdı ki.
Dolayısıyla sınırlar yok olacak, barış gelecekti.Ama o nesil birkaç yıl sonra uçakların gökten bomba yağdırarak Avrupa’yı
yıktığını görmenin şokunu yaşamıştı. Entelektüel iyimserliğe karşı, politik
gerçek.
Cezayir kentinin dışında, kapılan kara demirden , küçük bir mezarlık vardır. Sonuna kadar gidildi mi, vadi görünür, vadinin ardında da körfez. Denizle birlikte göğüs geçiren bu sunu karşısında uzun uzun düşlere dalınabilir. Ama insan geldiği yoldan geri dönerken, ba kımsız bir mezarda, “Tükenmez üzüntüler” diye bir yazı bulur. Bereket versin, idealistler var da her şeyi yoluna koyuyorlar.
Yalnız, bazı bazı, ekşi bir hıyar ve sirke kokusu gelip kaygımı uyandırır. Vicenza’yı düşünmem gerekir o zaman. Ama ikisi de değerlidir be nim için, ışık ve yaşam aşkımı o anlatmak istediğim
umutsuz deneyime olan gizli bağlılığımdan pek ayıra- mam. Anlamışsınızdır, ben seçmeye boyun eğmek iste miyorum.