Değişimi içtenlikle ve zevkle kabul ediyorum, bir yere varmış olmaktansa yürümeyi yeğ tutuyorum, bu yüzden yalnız olsam da yalnızlık çekmiyorum, yani kendime yetiyorum.
9.5'tan 9... 10 puan verecektim ancak (dikkat spoiler) Roke'ta kadınların tekrar yönetimde söz sahibi olduklarını göremediğim ve kitaplar boyunca bunu beklediğimden biraz hayal kırıklığına uğradığım için bu şekilde puanlamayı tercih ettim. Bence Ursula bunu bilerek tercih etti çünkü belki de kadın yazar kimliğini yazar kimliğinin gerisinde tutmak istedi. Bunun haricinde bu muhteşem seriyi tek ciltte okuduğum için 1 ay süren harika bir macera oldu benim için. Bittiği için üzgünüm, yokluğunu hissediyorum, Yerdeniz'e tatile gitmiştim ve artık eve geri döndüm elimde yalnızca anılarım kaldı. Salt fantastik bir evrenin içinde kaybolmak değil aynı zamanda bu büyülerine kapıldığımız fantastik evreni bir maske gibi kullanarak insani duyguları edebi bir dille hemen hemen her karakterle empati kurabileceğimiz bir şekilde verebilmesi de çok etkileyiciydi. Yüzüklerin Efendisi serisini de çok sevmekle beraber bence Ursula'nın Tolkien'e "üstünlüğü" daha doğru bir ifadeyle farklı yanı burada yatıyor bence. Karakterlere karşı empati duyuyoruz çünkü ne tamamen kötüler ne de tamamen iyiler, Tolkien'inki gibi siyah ve beyazlardan oluşan bir evren değil. Bu en açık ejderhalar üzerinde görülebilir, Tolkien'ın ejderhaları açgözlü, servet düşkünü, kötücül yaratıklarken Ursula'nın ejderhaları tehlikeli, özgürlük düşkünü ve kutsal yaratıklar yani ne iyiler ne kötüler. Tolkien'de fantastik olaylar daha ön plandayken Ursula'da olaylardan ve kişilerden ziyade duygular ve insani tepkiler ön planda. Mesela Yerdeniz Öyküleri'nden Karagül ile Pırlanta öyküsünde Pırlanta'nın büyücülük vergisi var babası ise bir tüccar. Pırlanta'nın sadece büyücülükte değil müzikte de kendini küçük yaşından itibaren belli eden bir yeteneği var. Ancak babasının ilgisini çeken yeteneği büyücülük çünkü para getirecek ve