"İnsanı insan yapan ve adına 'duygu' denilen 'çok özel hal' konuşmadan, anlatmadan, iç dökmeden ortaya çıkmıyordu, berraklaşmıyordu, karara bağlanamıyordu."
Sayfa sayısı az olabilir ama etkisi çok fazla gerçekten. Kitapta El Mustafa adlı bir ermiş, halkın her kesiminden gelen gündelik hayatta karşılaşabileceğimiz soruları özlü söz söylercesine cevaplıyor. O soruları cevapladıkça bizim aklımızda da yeni sorular oluşmaya başlıyor. Bazıları kitap bitimine kalmadan çözülürken bazıları kitap bitse de okuyanı düşündürüyor. En sevdiğim kitap, okuyucuyu düşünmeye sevk eden kitaptır. Uzun sayfalı romanlardan sonra dinlenmek adına okuduğum bu kitap dinlenirken birçok şeyi de gözden geçirmemi sağladı. Yavaş yavaş, sindire sindire okumanızı; asla 1 günde bitirmemenizi tavsiye ediyorum..
"Dostunuzdan ayrıldığınızda kederlenmeyin. Onun yokluğunda bileceksinizdir belki onun en çok sevdiğiniz yönünü, bir dağcının ovadan baktığında dağın yüceliğini daha iyi görmesi gibi.
Ruhunuza derinlik kazandırmaktan öte bir amacınız olmasın dostlukta. Çünkü kendi gizemini açığa vurmaktan başka bir arayış içinde olan sevgi, sevgi değil denize atılan bir ağdır ki buna sadece işe yaramaz şeyler takılır."
"İstendiği zaman vermek iyidir ama ihtiyacı sezip istenmeden vermek daha iyidir.
Verdiğini alacak olan eli arayıp bulmak, vermekten çok daha büyük bir mutluluk verir cömert olanlara."
"Ama nasıl ki aynı nağmeyle titreşse de ayrı durur telleri udun,
Siz de yalnız bırakmasını bilin birbirinizi.
Kalbinizi verin birbirinize ama tutsak olmayın."