Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kemal Sunal'da öldü Nâlan
İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık
Ve dünya kirlendi
Filmler bozuldu
O masum sevdalar yaşanmıyor artık
Yusuf Hayaloğlu.
youtu.be/2rhx7cB-OGg
Bir kadının rüyasından bakıyorum hayata..
Kelimelerin mide bulantısını hissediyorum. Sanırım başım dönüyor..
Dünya durdukça neden yaşar diyerek sorguluyorum kendimi. Elimde hem çay hem sigara...
..
Ruhumun ayazında ısıtıyorum ellerimi. İnsanların acımasızlığını görüyorum beton yığınlarında.
Belki de kendimi avutuyorum yaşamın ölümle olan kıyısında..
..
Sahi nasılım? Uzun zaman oldu sormayalı benliğime.. Sanırım diyorum ve en çok da gözler acıtıyor iyiliğin anne rahmine düşen boşluğunu..
..
Bir kadın ne zaman anne olur . Sevişmek doğanın alt yapısı diye çınlıyor cenin pozisyonundaki yatakların sallanan beşiklerinde..
Ve kapatıyorum kendimi anne(siz)liğe..
..
Eylemin kimsesizliğinden değil, var olmanın sesinden korkuyorum belki de..
Varsayımlar üzerine kurulu bir kumar masasının taşlarını sektiriyorum içime açılan denizlerde. Kim daha uzağa atacak diye koşuyoruz sahile uzanan gözlerde.. Gözler ki ruhun aynası diyerek kandırdık kendimizi boş bedenlerde..
Eylemm..
İnsan doğarken iki heceyle açar gözlerini hayata..
"An....ne..."
Hıçkırıklar kahkahalara, kahkahalar acılara, kedere ve kadere doğru yol alır zincirli kuyu mezarlığı gibi ara vermeden toprağa...
Toprağa başını koyarken de yine iki hece hissedilir ruhunda..
"An...ne..."
Henüz iki melek düşmeden ardına Anne eli değmiştir göz diye taşıdığımız cep aynalara..
Gözler ki cennetin tasviridir mezarlarda.. ne de olsa cennet annelerin ayakları altında diye ezbere koştuk bu dünyada..
Çok sonraları anlarmış insan bir beşiğin tıngır mıngır sallanışını
rüyasında çaresizce sallanırken bedenini izlediğinde annesi ...
Beden ki sanki bir mülteci.. Gittiği her yerde aynı ayak izi..
En çok da büyürken korkulurmuş rüyalardan.. Açarsın gözlerini ama yumamazsın işte.. O an boğazına değil de gözlerine takılır o düğüm. Ve bir çocuk çarpar yüreğinde hiç durmadan vurur kalbinin odalarına birer birer..
Belki de bir saygı duruşudur ağız dolusu küfürler etmek kendine. Çünkü inandığın bir dal tanesinin üzerindeki görünmeyen mikrobun içini kemirmesine şahit olursun.. Sabahlara sığınırsın o anda. Gündüzün kalabalığına, güneşin umursamaz yanışına. Ve korkarsın o anda yine gece ve iki hece...
,"An...ne.." diye.. diye.. uyursun kimsesizce..
Eylem..