"gitmeliyim demek. bir zerdalinin dalından kopması gibi çığlık çığlığa. ama sesimi yakılayan bir vadi yoksa, bir sesim yok demektir. o halde ölgün harflerle gitmeliyim. o halde, artık sana değil, kendime seslenmeliyim;
-sen ki yoksun aşkın levhasında. patikalara benzeyen sokaklara döktüğün yüzünde kıraç bir tarlanın teni var. hatırla bir gecede bir geceyi özlediğini, bir ceylanın pınara indiğini. suç yok turnaların güneye bakmasında. ellerini ıslatan nehirlere müteşekkir olmalısın. bilmeli, hatta öğrenmelisin ki hayat, iri laflara gelmez onun hakkında, sakın ha, bir şey söyleme.
her aşk büyütür seni, hele bu ilk aşkınsa. daha iyi anlarsın bulutların ovaya dağılan dilini. bir güvercinle göz göze gelirsin bir vakit, o ana ikindi diyecekler, karşı çıkmamalısın. bir sokak köpeği anlayacak seni, dizlerindeki başakların uykusunu bölecek "beni de sev" diyerek. keder, bilmenin ilmidir, "keder ilmi" diyecek biri, anlayacaksın.
bu gövdeyi attığın bir kuyudur aşk, ki sen Yusuf değilsindir hiç, hatta kurtsun. o gömleği kanına banacaklar. iyidir bu Yusuf olmaktan. kusur;güzelliğin kendisidir. öğreneceksin.
izin verme hiçbir şey avutmasın seni. kurusun ucuz şarapların masalardaki izi. duyulsun sabaha yürüyen karıncaların telaşı. her renk bir sözdür diye bilinsin. kendini kuytulara çekip yarasını şevkle yalayan vahşi bir hayvan gibi acele etmeden iyileş. aşk senin emeğindir.
döneceğin bir kapı yoksa gitmeyi öğrenmelisin. gittiğin yol sana çıkacaktır! "