9/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 13:49
Aşk bizim gibi canavarlar için savaşmanın en zarif haliydi. Ö𝙡ü𝙢 𝙗𝙞𝙯𝙞 𝙖𝙮ı𝙧𝙖𝙣𝙖 𝙙𝙚𝙠. ━━━━━━━ Serinin konusundan bahsetmek istemiyorum. Zaten bu serinin ikinci kitabı. Bu seri için inceleme yazmayı düşünmüyordum ama o sonu için bin tane inceleme yazılır diye düşünerek sadece hissettiklerimi yazmak istedim bu incelemede. Son 60 sayfaya kadar her şey günlük gülistanlıktı. Hatta bir ara ciddi anlamda sıkıldım. Sidra, anlatıldığı kadar tehlikeli gelmedi bana. Kitap boyunca daha çok Luxuria’nın gölgesinde kalmış gibiydi. Benim gözümde; yaşadığı ihaneti kaldıramayan ama sevmekten de vazgeçemeyen bir karakterdi. Ama son 60 sayfada her şey tersine dönüyor. Meğer yaşananların çoğu onun planıymış. Üstelik biz tüm bunları yine Luxuria’nın ağzından okuduğumuz için Sidra hakkında çok az şey bilmemiz aslında normal. Buna rağmen keşke bir iki bölümü Sidra’nın gözünden de okuyabilseydik diye düşündüm. Onun tarafını gerçekten merak ettim. Ve şunu fark ettim: Erkekler ne kadar zaman geçerse geçsin, ister aradan asırlar geçsin, bir kadının vurduğu darbenin altında ezilmeye mahkûm. Yıllarca sevdiğin kadını yenmek için plan yap ama karşındaki öyle kolay lokma değil… Luxuria Cor Victoriam. Final sahnesine gerçekten hayran kaldım. Luzia’nın şifalı ağacı, Sidra ile bağlılık yemini ettikleri yüzüğün aslında bir cadı kapanı çıkması ve yüzüğün ateşe atılmasıyla lanetin uyanması… O satırları okurken tüylerim ürperdi. Açıkçası, artık bitsin diye okumaya devam ettiğim kitabın son sayfalarında yeniden içine çekileceğimi hiç beklemiyordum. Artık bitsin diye okuduğum kitap, son sayfalarda bana “bitmesin” dedirtti. Hikâyenin iki kitapta tamamlanacağını sanıyordum. Ne bileyim belki yazar çerezlik bir fantastik seri oluşturmuş ve uzatmadan bitirir diye düşünmüştüm. Luzia Herakles’i öldürdükten sonra
1000Kitap
Canavarlar da HüzünlüdürN. G. Kabal · Dex Yayınları · 2025396 okunma
6/10
·286 syf.··
2025 232. kitabı
Yazarı ilk okuyuşum sanki bir Hallmark kanalı filmi izler gibi hissettim aşırı tutku yok seks yok heyecan yok akıyor işte üzücü bir konu sıkışmış sonuna bonus . Cassie ve Patrick çocukluk arkadaşı ama lise zamanı o bağ biraz kopmuş . Lisede Patrick lisenin havalı pislik güzel kızıyla çıkmış falan .Tam mezuniyet yaklaşırken birden Cassie aklına gelip ona dönüş yapıyor . Bunlar yatıyor kalkıyor falan ama tam sonda oğlanın eski kız arkadaşı bir ortam ayarlayıp kıza sahte bir yakalanma gösterisi yapıyor . Kız oğlanla asla görüşmüyor bunlar ayrı okullara gidiyor kız bu sırada hamile olduğunu anlıyor . Kalkıp Patrick'in okuluna gidiyor onu orada bir kızla samimi görünce hamileliği söylemeden ayrılıyor . Zaten daha baştan hatalar silsilesi resmen daha yeni çıktığın adamla korunmasız niye seks yapıyorsun . Hadi adamı yakaladın git bir ağzına sıç dimi bok böceği gibi küseceğine yapsan gerçeği öğreneceksin . Son olarak çocuğu söylemek zorundasın yani adam kabul etmez istemez o ayrı . Aradan on sene geçmiş kadının hayatında sevdiği bir adam var çocuğu ile araları gayet iyi fakat adam kanser oluyor . Hatsane vs derken orada Patrick doktor karşılaşılıyor . Kadının beraber olduğu adam ölecek oda kadını ve çocuğu babası ile olsunlar diye ortamlar hazırlıyor . Buralar gayet gerçekçi ve doğaldı hepsi düzgün insanlar zaten her olay yavaş ve oturaklı gitti . Sonunda tabi çift birlikte oldu ama ciddi bayağı zaman yayıldı kimse kimsenin üstüne atlamadı yani :P
Another ChanceWendy Smith · Wendy Smith · 01 okunma
Reklam
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 62. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2025 22:24
Rovelli yine bir şaheser yaratmış. “Zamanın Düzeni”nde zaman, burada da kuantum… Benim için kitabın görevi: bilgi vermek; düşündürmek ve yazmak için akla fikirler getirmek; ve evreni anlama yolunda bir adım attırmaktır. Bu kitapta hepsi var. Helgoland Almanya’ya ait Kuzey Denizi’ndeki bir adanın ismi. Werner Heisenberg’in ilk kuantum mekaniğini düşleyeceği sanctum sanctorumu. Beynimin aldığı kadarıyla, klasik fizikteki elektronların hareketini açıklayan yörüngeler, Heisenberg’de bir olasılık tablosuna (matris) dönüşüyor. Hareket sırasında salınan ışığın frekansı ve genliği ölçülünce nereden nereye gittiği olasılığını hesaplayabiliyoruz. (?) Schrödinger ile Ψ (psi) parçacık dalgasını görüyoruz: “Lazer ışını aslında çok uzaklarda uzayda dağılır gider. Bir ışık ışınının rotasının çizdiği kesin hat yalnızca bu dağılmayı göz ardı eden yaklaşık bir değerlendirmedir.”. Burada dalga aslında ihtimal bulutları, püskürtülen her bir nokta bir olası varış noktası. (?) Sen mi haklısın ben mi derken ikisinin de kullanılabilir hesaplar olduğunu görüyoruz. Belirsizlik, süper pozisyon ve dolanıklık nasıl dudak uçuklatıyor onu anlatmış yazar. Ve Rovelli’yi en çok etkileyen: şeylerin etkileşimi (örn. gözlemci gibi). Aslında her şey birbirinin gözlemcisi, etkileşimcisidir. Burada yazarın holizmine (bütüncülük) dönüyoruz. Rasyonelliğinden şüphe duymasam da benim için bir tutam metafizik kokan katılmadığım tarafı: “Bütün, birden fazlasıdır.”. Nasıl gözlemci elektronun hareketine etki ediyorsa, varlıklar da birbirinin nasıl “olduklarına”, yani nasıl tanımlandıklarına, nasıl davrandıklarına karar verir. Öncelikle yazar gözlemcinin bir şeyi değiştirmediğini, zaten etkileşime göre bir sonuç çıkmasının normalliğini söylüyor. Gözlemci kendi durumuna göre hesap ettiği için kendi sonucunu
HelgolandCarlo Rovelli · Tellekt · 202226 okunma
10/10
·312 syf.·
2025 25. kitabı
Büyük Sıç**k şimdi ne yapacağız hahaha Kitaba başlarken az çok bir tahmin yürüttüm hani okuma nedenim zaten sinirlerimi zıplatması ve ters köşesi basite olsa okey’di kitap güzel ve hızlı okunurken bir türlü tam puanlık hissedemedim hatta bu pek başarılı değil dedim sinirleri zıplatma konusunda o yüzden gelen ters köşeyi beklemiyordum, aslında tahmin edilmesi kolay belki basit olabilir ama ben başka teorim olduğu için güzel şaşırtı , ve o son sayfa , yani içimden bir his öyle olacağını biliyordu ama inanmak istemedim ama yazar yaptı yapacağını , o yüzden frieda gibi kısa ve öz bir kitap arıyorsanız seveceğinizi düşünüyorum.
1000Kitap
ParanoyakNicola Sanders · Nox Yayınları · 2025204 okunma
10/10
·283 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
🅴🅺İ🅽🅻🅴🆁 🆈🅴Ş🅴🆁🅳İ🅺Ç🅴 30'lu ,40'lı yıllardan kalma masalsı bir hikaye Hilal Tepelerden doğuyor üstümüze bu kez .Mine Sultan tam bir köylü kadını ,saf , dirayetli ,geleneklerine bağlı. Çakır Ali ise başkalarının dolduruşu ile gaza gelip dönüşü olmayan hatalar yapan biri . Sevgiyi yaşarken en samimi arkadaşının ihanetini gördü ,kini yaşadı. Askerlik ,hasret girse de aralarına Mine Sultan'ı sevmekten hiç bıkmadı. İki yiğit delikanlısı oldu Davut ve Erdem. İkisi de sevdalıydı oğullarının .Davut önce sevdiğinden vazgeçmek zorunda kaldı kabullendi .Ah Çakır Ali sen ne ettin ? derken daha beterini yaptı bu kez . Ağzından çıkan bir söz askerdeki ogluňu karısından ve iki çocuğundan kopardı bu kez .Davut kayıplara karıştı. Her geçen gün köydeki .fitne , fesat,dedikodu, namussuzluk ve içki artıyor Adet ve gelenekler hiçe sayılıyordu. Ülke savaştan yeni çıkılmış ,yoksulluk, kıtlık kol geziyordu . Halk yeni düzene alışırken iyice dağılmıştı .Kasabadaki okulu bitiren Erdem ve yakın arkadaşı bir dur demek istedi ,bu düzene karşı çıktı ,isyan başlattı köyde .Düşman bellediler onu da ,arkadaşı kurban gitti bu yolda önce . Erdem, tam sevdiğiyle kavuşuyor derken düğünde babasından gelen bir tokatla kayıplara karıştı . Sonrasında hasretler ,pişmanlıklar ,yarım kalan sevdalar gönül yaktı. Bir gün bir yabancı geldi köye öğretmen olarak .Erdem olarak gelmeyi gururuna yediremeyen öğretmen yarım kalanları tam edebilir miydi ? Ya Davut ? Cumhuriyetin kuruluş yıllarında insanların nelerle sınandığı, cahilliğini görüyor ,kıtlığı da yaşıyoruz kitapta .Kimi zaman gülerken kimi zaman da hüzünleniyoruz .Aşkın en saf, en temiz hali bu diyoruz . Ya Çakır Ali? Akılsız başın cezasını ayaklar çeker . Senin hatalarının bedelini hep baskaları ödedi . Sen de çek diyesim var da diyemedim
Ekinler YeşerdikçeAhmed Günbay Yıldız · Timaş Yayınları · 20251,570 okunma
9/10
·208 syf.··
2025 6. kitabı
YENİ DÜNYA Yusuf ATAY 𝖸ü𝗄𝗌𝖾𝗄 𝗏𝖾 ü𝗋𝗄ü𝗍ü𝖼ü 𝗀𝗋𝗂 𝖻𝗂𝗇𝖺𝗅𝖺𝗋𝖺, 𝗈𝗇𝗅𝖺𝗋ı𝗇 ü𝗌𝗍ü𝗇𝖽𝖾 𝗎ç𝖺𝗇 𝗏𝖾 𝗀ö𝗄𝗒ü𝗓ü𝗇ü 𝗀ö𝗋𝗆𝖾𝗌𝗂𝗇𝗂 𝖾𝗇𝗀𝖾𝗅𝗅𝖾𝗒𝖾𝗇 𝗌𝗂𝗒𝖺𝗁 ç𝗂𝗋𝗄𝗂𝗇 𝗆𝖾𝗍𝖺𝗅 𝗒ığı𝗇𝗅𝖺𝗋ı𝗇𝖺 𝖽𝖺 𝖻𝖺𝗄𝗍ı. 𝖣ış𝖺𝗋ı𝗒𝖺 çı𝗄𝖺𝗋𝗄𝖾𝗇 𝖻𝖺ş𝗅𝖺𝗇𝗀ıç𝗍𝖺 𝗌𝖺𝗁𝗂𝗉 𝗈𝗅𝖽𝗎ğ𝗎 𝗁𝖾𝗏𝖾𝗌, 𝖻𝗎 𝖻𝗈ğ𝗎𝖼𝗎 𝗈𝗋𝗍𝖺𝗆 𝗂𝗅𝖾 𝗌𝗈𝗅𝗎𝗉 𝗀𝗂𝗍𝗆𝗂ş𝗍𝗂. 𝖡𝗎𝗇𝖽𝖺𝗇 𝖽𝖺𝗁𝖺 𝗄ö𝗍ü 𝗇𝖾 𝗈𝗅𝖺𝖻𝗂𝗅𝗂𝗋 𝖽𝗂𝗒𝖾 𝖽üşü𝗇ü𝗉 𝗄𝖺𝗋𝖺𝗋ı𝗇ı 𝗏𝖾𝗋𝗆𝗂ş𝗍𝗂, 𝖯𝗅𝖺𝗍𝖿𝗈𝗋𝗆’𝗎 𝗄𝗎𝗅𝗅𝖺𝗇𝖺𝖼𝖺𝗄𝗍ı. Yıl 2088, İstanbul’dayız ve Defne’yi tanıyarak başlıyoruz hikayemize. Teknolojinin ilerlemesi, her anlamda kirliliğinin artmasıyla dünyanın gelecekte ki durumunu tahmin ediyor olsak da bu tür de kurgular daha da tokat gibi çarpıyor yüzümüze. Hangi milletten olduğumuzun hiçbir önemi olmadan dünyanın neresinde yaşıyor olursak olalım ve hatta geçmişten günümüze tüm insanlığın en huzur bularak baktığı yerdir gökyüzü. Ama bilnçsizce tükettiğimiz kaynaklarımız ve sorumsuzca yaşantımızla devam edersek hayata, kurgumuzda da olduğu gibi bizlerde gökyüzüne hasret kalacağız. Dünyanın geçmişine duyduğu özlem ile tarih öğretmeni olan Defne, göremediği öğrencilerine ders anlatıyordu çünkü gelişen teknoloji insanların bir araya gelmesini bile engelliyordu. Maddi açıdan yaşanılan sıkıntılar bir tarafa ilişkiler neredeyse bitme noktasına gelmişti. Durum böyle olunca da Platform adı verilen sanal alemde farklı hayatları yaşıyordu çoğu kişi. Bu kadar zor şartlar altında yaşayan insanlar bir kurtuluş arıyorlardı ve o kurtuluş Reginald adında ki bir adamdan gelmişti. Reginald, Yeni Dünya adını verdiği bir yer yaratmış, Defne’de Platform’da tanıdığı birisinden orada yaşamak için teklif almıştı. Yakın arkadaşı Deniz bu duruma karşı çıksa da Defne’nin aklına daha iyi bir yaşam için bu teklif yatmıştı. Sadece Defne değil onunla birlikte farklı karakterlerinde hikayelerini okuyoruz ve tabii Yeni Dünya’da neler yaşanacağını da merak ediyoruz ilerlerdiğimiz sayfalar ile
Yeni DünyaYusuf Atay · Fantastik Kitap · 20231 okunma
Reklam
Reklam