“Cennette değilsek neredeyiz? Tanrı’nın cennetten başka bir yer yaratabileceğini mi sanıyorsun? Sence günah cennette olmadığımıza inanmaktan başka bir şey mi?”
İşte bugünün kazancı -mazgal deliği- bu baş dönmeli ılımlı günün kazancı ayaklarımın altındaydı. Deliğin başına çöktüm. Tutkularımı,birer birer perçemlerimden çıkarıp mazgaldan aşağı attım. Kentin lağımına karıştırlar, “ Oh! Bu kadar,” dedim. Bu kadardı.
“… o, (vahşi kadın arketipi) Hayat/Ölüm/Hayat kuvvetidir, yaşatma gücüdür, kuluçkadır. Sezgidir, uzağı görendir, derin dinleyicidir, sadık yürektir, insanları çokdilli kalmaya cesaretlendirir; düşlerin, tutkuların ve şiirin dilini akıcı bir şekilde konuşmya yüreklendirir. Gece düşlerinden fısıltılar getirir, bir kadın ruhuna ait araziden geçerken arkasında kalın bir kıl ve çamurlu bir ayak izi bırakır. Bunlar kadınları onu bulma, kurtarma ve sevme özlemiyle doldurur.”
“Çok yakında”dedi, kendime bir çekidüzen vereceğim,oturup düşüneceğim, ne karakterde bir kadın olduğumu anlamaya çalışacağım. Çünkü samimi söylüyorum,bilmiyorum. Bildiğim bütün ahlak kurallarına göre cinsimin en şeytani, örneğiyim ben. Fakat nedense kendimi buna bir türlü ikna edemiyorum.
Denizin hiç kesilmeyen sesi akıl çeler; fısıldayarak,gürleyerek, bir başınalığın uçurumlarında büyülü bir gezintiye, derin düşüncelerin labirentinde kaybolmaya çağırır ruhu.