En sevdiğim yazar olan Gabriel Garcia Marquez'e duyduğum aşk ile başladığım bu eseri yorumlamak benim içim epeyce zor olacak...
Elime aldığım tüm eserlerini heyecanla, bir solukta okuduğum ve özellikle "Yüzyıllık Yalnızlık" eserine aşık olduğum sevgili yazarın bu eseri beni yeterince tatmin etmedi maalesef...
Öncelikle bahsetmek gerekir ki kitabın ilk neredeyse 50-70 (tam emin değilim) sayfası olayları kafanızda ilk önce kurgulatıp, daha sonra ileriki sayfalarda kafanızdakiyle alakası dahi olmayan ana mevzuya giriş yapıyor.
Marquez'den beklenildiği gibi pek çok olay ve tüm olayların arasında akıcı şekilde devam eden kurgumuz çok sonraki sayfalarda artık boğmaya ve ana karakterimiz için "bu ne yıkıklıktır yaa!" dedirtmeye başlıyor. Açıkcası en başlarda okurken aldığım zevki son sayfalarım da kesinlikle alamadım bunun sebebi ise olayların bir yere varmayıp, saçma ayrıntılara takılı kalmasıdır.
Kitabın sonu şahsi adıma kesinlikle tatmin etmedi... Ama belki de olabilecek en iyi son da ancak böyle olabilirdi.
Her şeye rağmen yine de sevgili Marquez'im için okunulası hatta pek çok kişi tarafından "en sevdiklerime" girebilecek potansiyeldeki bir kitap. Mükemmel dil ve o büyülü dünya için kesinlikle okunulması gerekiyor...