Şifa Çetin

Şifa Çetin
@sifacetin
29 Aralık 1998
8 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
6/10
·96 syf.··
2025 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2025 00:00
Çok hoşuma giden ‘’Senin elin soğuk, benimki ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün, Nastenka!” alıntısı kitabı okumamda en büyük etken oldu. Bu cümleye aldanarak tutkulu ve hüzünlü bir aşk hikâyesiyle karşılaşacağımı düşündüm. Fakat okuduğumda bulduğum tek şey hüzün oldu. Sanırım beklentilerimi fazla yüksek tutmuşum. Bu nedenle, beğenenlerin aksine çok beğendiğim ve beklentilerimi karşılayan bir eser olmadı. Kitabın ana karakteri olan hayalpereste gelecek olursam, kendimde ondan parçalar bulduğum için onun mutlu olmasını istedim. Ancak aynı cümle içinde bile defalarca adını sayıklayan bu adama karşın, onu sevmeye söz verdiği halde adını sormayı bile aklına getirmeyen Nastenka, ne kadar acımasızsın! Zaten yalnız olduğunu bildiği bir insana sırf sevdiği adam geri gelmiyor diye umut verip sonra onu tekrar yalnızlığa bırakması oldukça kırıcıydı. Kitabın sonlarına doğru fark ediyoruz ki o an, o köprüden mutluluğa ulaşmak için geçmiyordu; başkasının mutluluğuna basamak olmak için geçiyordu. Özellikle kitabın başlarında şikâyet ettiği temizlenmeyen örümcek ağlarının, Nastenka tarafından terk edildikten sonra son sayfalarda temizlenmiş olması beni çok üzdü. Çünkü artık çağıracak hiç kimsesi kalmamıştı. Nastenka’yı sevmesine rağmen, onu sevdiğine kavuşturmak için çok çabaladı. Aslında kaderinin en baştan belli olduğunu bize hissettiriyor. Adamın geri döneceği ve Nastenka’nın onu seçeceği baştan belli olsa da okurken insan yine de bir umut besliyor. Beyaz Geceler, hayallere kapılıp harcanan bir hayat, kalabalık bir dünyada yalnız kalmanın hikâyesi. Koca dünyaya binbir hayalini sığdırmış ama kendini sığdıramamış bir adam. Umarım şimdi mutlusundur.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102,3bin okunma
Reklam

Şifa Çetin

, bir kitap okudu
10/10
·408 syf.·
2025 3. kitabı
Emily Brontë
8.2/10 · 58bin okunma
10/10
·
Beğendi
Uğultulu Tepeler Uğultulu Tepeler Uğultulu Tepeler’i okumayı, Jane Eyre’ye başladığım günden beri çok istiyordum. Başta romanın Mr. Lockwood üzerinden ilerleyeceğini sandım ama kısa sürede kavuşamayan bir aşkın hikâyesine çekildim. Dostluğu, sevgiyi, korkuyu, üzüntüyü, hor görülmeyi ve ne olursa olsun sevmeyi bu kadar güçlü anlatan bir kitap olmasını beni iyice içine çekti. Belki her okuyan benim hissettiklerimi hissetmez. Heathcliff’in çocukluktan beri hor görülmesi içimi acıttı. Catherine’in sözlerini tamamlamasını beklemeden gitmesi ve onu sevmediğini düşünmesi, döndüğünde Catherine’in evli olduğunu öğrenmesi… Tüm bunlar onu dönüştüğü o acımasız insana itti. Yaptıklarını onaylamıyorum ama tamamen haksız da bulamıyorum. Ona kızamıyorum istemsizce onun bu kişiliğini hoş görüyorum. Yaşadığı kavuşamamazlıktan ötürü Heathcliff bana, “Zavallı Necdet”teki Necdet’i hatırlatıyor. Necdet’e nasıl üzülmüşsem, Heathcliff’e de öyle üzüldüm. Özellikle Catherine ile tabutun başında son vedalaşması.. Küçük Cathy’nin gözlerinde sevdiği kadının gözlerini görmesi ve buna dayanamaması yüreğimi parçaladı, aklıma geldikçe gözlerim doluyor. Ölümden önce kavuşabilmelerini çok isterdim; belki bu kavuşma Heathcliff’i de karanlığından kurtarabilirdi. Bunun dışında Küçük Cathy’nin, Hareton’a kötü davranıp aşağılaması da beni çok yaraladı. İlk karşılaşmalarından beri onun Linton’la değil, Hareton’la olmasını istemiştim. Sonunda Hareton’un kendi benliğini bulması ve ikisinin kavuşması beni çok mutlu etti. Onları biraz daha okumak isterdim. Kitabı yeni bitirdiğim için filmini hemen izlemeyi düşünmüyorum. Çünkü kitapları çok sevdiğimde filmleri hep eksik geliyor; tıpkı Uçurtma Avcısı ve Aşk ve Gurur filmlerinde yaşadığım eksiklik gibi. Uğultulu Tepeler’in filmini de kitabı gibi sevmek istiyorum, bu yüzden
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201258bin okunma

Şifa Çetin

, 1000Kitap'a katıldı.